
Hikmetin başı Allah
korkusudur. Azamet-i İlahiyi bilenler o nispette Allah’tan korkmalıdırlar.
Ayeti Kerimede:
“Ey iman edenler ! Allah’tan nasıl korkmak lazımsa
öylece korkun. Sakın siz müslüman olmaktan başka bir
sıfatla can vermeyin.” Al-i İmran Suresi 102 buyuruluyor.
Allah’tan korkan kimse heva
ve hevesine uymaz, ibadet ve taate yönelir. Nefsani arzularına hakim olur. İffetli ve namuslu olur,
haramlardan ve şüpheli şeylerden kaçındıkça takva sahibi olur.
Başka bir Ayeti Kerimede ise:
“Rablerinden korkanlar için hidayet ve rahmet vardır.”
Araf Suresi 154 buyurulmaktadır.
Resulullah (s.a.v.) efendimiz ise bir Hadis-i
Şeriflerinde:
-
Bir kimse Cenab-ı Allah’ı zikreder ve korkudan
gözyaşları yere dökülürse, Cenab-ı Allah kıyamette onu
azaba uğratmaz. (Tirmizi)

Bir aile çatısı altında yeralan çocuklar arasında ayrım yapmak, birine fazla ilgi
ve sevgi gösterip diğerini ihmal etmek, haksızlıktır, hangisinin ileride daha
faydalı ve hayırlı olacağını önceden bilmemiz mümkün değildir. Onlar Allah’ın
bizlere verdiği birer kutsal emanettir, gerektiği gibi korumadığımız ve adaleti
sağlayamadığımız taktirde sorumlu duruma düşeriz. Bu bakımdan çocuklarını ihmal
edenler veya onlar arasında ayrım yapanlar, hiçbir zaman Peygamber (a.s.)
efendimizin iltifatına mazhar olamamışlardır.
Ümmetini bu konuda uyararak efendimiz buyuruyor ki:
-
Allah’tan korkunuz, çocuklarınız arasında eşit muamele
ediniz, adaletten sapmayınız. (Buhari- Müslim)

Allah (c.c.) ve Peygamberi
(s.a.v.), bazı ölçü ve şartlarla genel anlamda müminleri cennet ile müjdelemişlşerdir. Bir de Resulullah
(s.a.v.) efendimizin özel anlamda müjdelediği bahtiyarlar vardır.
Yapılan sahih tesbitlere
göre Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
-
Ebu Bekir Cennettedir. Ömer Cennettedir. Ali
Cennettedir. Talha Cennettedir. Zübeyr
Cennettedir. Abdurrahman b. Avf
Cennettedir. Sad b. Vakkas
Cennettedir. Said b. Zeyd
Cennettedir. Ebu Übeyde b. Cerrah Cennettedir.
İslam tarihinde ismi geçen bu on zata (burada 9’u
zikredilmiştir) “Aşare-i Mübeşşere”
yani Cennet ile müjdelenen on bahtiyar denilmiştir.
(Ahmet b. Hanbel-Tirmizi)