
Hepimizin bildiği gibi ilkokul
kitaplarında Alparslan'ın 1071 deki Malazgirt Zaferi anlatılır. Atının
kuyruğunu bağladığı vs. ama elimizdeki bu kaynak olayın bilinmeyen bazı
yönleriyle bu savaşı farklı bir açıdan ele almış:
Bizans İmparatoru Türk akınlarını
durdurmak ve topraklarını ellerinden almak gayesiyle 200 bin kişilik, zamanın
en kalabalık ve muazzam ordusuyla saldırıya geçmişti. Durumu haber alan
Alparslan, 50 bin askeriyle düşmanı Malazgirt'te karşıladı.
Topluca kılınan Cuma Namazından sonra
askerinin karşısına geçti. Üzerinde kefene benzeyen beyaz bir elbise vardı:
- İşte ben kefenimi giydim. Şehid
düşersem beni böylece gömün. Dedi.
Atından inerek secdeye kapanarak:
- Ya Rabb! Seni kendime vekil yapıyorum.
Azametin karşısında sana secde ediyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ey
ALLAH'ım, niyetim halistir, bana yardım et. Sözlerimde hilaf varsa beni kahret.
Dedi ve ayağa kalkarak şöyle dedi:
-
Burada ALLAH'tan başka sultan yoktur. Emir ve kader tamamıyla O'nun
elindedir. Bunun için benimle savaşmakta veya savaşmamak için uzaklaşmakta
serbestsiniz.
26 Ağustos 1071 Cuma günü Malazgirt
Zaferiyle Anadolu toprakları Türklere açılmıştır.

KURAN, Hz.Ebubekir'(R.A.)'in halifeliği zamanında
kitap haline getirilmiştir. Daha önce KURAN suhufları deri ve çeşitli bazı
malzemelerin üzerine yazılıydı.
Ancak Ayrıca KURAN'ın bütünü, birçok hafız tarafından
ezberlenmişti. Hz.Ömer KURAN'ın suhuflarının toplatılıp mushaf haline
getirilmesini teklif etti.
Hz.Ebubekir, KURAN ayetlerinin kitap haline
getirilmesi görevini Zeyd bin Sabit (R.A.)'e verdi. Zeyd bin Sabit'in
oluşturduğu komisyon, bütün yazılı ayetleri büyük bir titizlikle ve incelikle
toplattı.
KURAN ayetlerini komisyon, şahitler ve hafızlar
tarafından incelenerek peygamberimizin hafızlara ezberlettiği sıraya göre
ayetler sıralayarak kitap haline getirdi.
En ufak bir hataya yer vermemek için kitap haline
getirilen KURAN, Hz.Osman tarafından bütün sahabilere okundu. Peygamberimize
gelenin aynısı olduğu, eksikliğin, fazlalığın yada herhangi bir yanlışın
olmadığı onaylandıktan sonra Hz.Ebubekir (R.A.)'e teslim edildi.
Böylece KURAN, hiçbir kelimesi değişmeden günümüze
kadar gelebilmiş yegane Kutsal Kitap olmayı sürdürmektedir.

Regaib Kandili Recep ayının ilk Cuma gecesidir. Regaib
Kelimesi, Reğibe'nin çoğuludur. Reğıbe, Rağbet olunan çok kıymetli şey, bol
ihsan ve yüksek ödül manalarına gelir.
Regaib Gecesi, mümin kullara ALLAH'ın rahmetinin,
lütuf ve inayetinin bol bol verildiği gece demektir.
Rasulullah (S.A.V)
efendimiz bu geceye ayrı bir özellik tanımış ve bu gecenin bir bölümünü
ibadet, zikir, tefekkür ve niyazla geçirmiştir.
ALLAH'ın mümin kullarına daha çok rağbet ettiği, rahmet meleklerinin
onlara daha çok yaklaştığı, yapılan ibadet ve güzel işlerin daha fazla karşılık
göreceğine inanılır.

Ebu Hureyre (R.A.) dan rivayet edildiğine göre
Rasulullah (S.A.V.) Efendimiz Şöyle buyurmuşlardır:
"ALLAHÜ TEALA bir kulu severse, Cibril'e 'Ben bu
kulu seviyorum, onu sen de sev' diye emreder. Cibril de onu sever ve sonra
semaya seslenip 'ALLAH bu kulu seviyor, siz de onu seviniz' der. Bunun üzerine
gökte bulunanlar da onu severler, sonra da o sevgi yeryüzündekilerin kalplerine
konur.
ALLAHÜ TEALA bir kula da buğzederse Cibril'e 'Ben
falana buğzediyorum. Sen de ona buğzet.' Diye hitab eder. Cibril de ona
buğzeder. Sonra göktekilere 'ALLAH falana buğzediyor. Siz de ona buğzediniz'
diye seslenir. Onlar da kendisine buğzederler. Sonra da yeryüzünde o kimseye
karşı kin ve nefret uyanır."
Dost istersen ALLAH yeter
Delil istersen KURAN yeter
Mürşid istersen PEYGAMBER yeter
Meşgale istersen İBADET yeter
Zenginlik istersen KANAAT yeter
Şeref istersen İSLAM yeter
Düşman istersen NEFİS yeter
Bunlar yetmezse CEHENNEM yeter
(yazarı bilinmiyor)