
İnanmış bir kalp, temiz bir vicdan, iyi bir niyetle
yapılan dualar ergeç kabul olur. Ayrıca bu konuda sevgili peygamberimizin
(S.A.V.) üç kimsenin duasının bilhassa kabul
olacağı hakkında şu hadisleri dikkat çekicidir:
-
Üç kimse var ki duaları geri
çevrilmez: Oruçlu iftar ederken; adaletle iş gören hükümdar; haksızlığa uğramış
kimse. Allah mazlumun bedduasını bulutların üstüne yükseltip göğün kapılarını
açık tutar ve şöyle buyurur; İzzet ve celalim hakkı için, az sonra da olsa
elbette sana yardım edeceğim. (Ahmet b. Hanbel)
-
Doğrusu oruçlunun iftar anında öyle
bir duası varki asla geri çevrilmez. (Beyhaki)

Tevekkül, Hakk’tan gelen herşeye boyun eğmek,
maddi-manevi her işi O’na bırakıp O’ndan istemek, yalnız O’na güvenmek ve bir
anlamda aradan çıkmaktır.
Allah’ü Teala
çalışmayı farz kıldığı gibi, kendisine tevekkül etmeyi de emretmiştir:
“Bir kere de azmettin mi, artuık Allah’a tevekkül et. Çünki Allah
kendine tevekkül edenleri sever” Al-i İmran Suresi: 159
Herşeyin Allah’ın takdiri
ile meydana geldiğine inanarak hakiki manada tevekkül eden mümin O’na itimat
edip, her işini O’na havale etmekle, her türlü gam keder ve sıkıntıdan uzak
olur. Hakk’tan gelen herşeye severek boyun eğer. O’nun her işinde bir hikmet
olduğunu bilir. Sebeplere değil, sebepleri yaratana bağlanır. Arzu da beslemez.
Her haliyle O’na sığınır ve herşeyi ancak O’ndan bekler. O’ndan başkasına asla
meyletmez. Her halinin O’nun tarafından görülüp bilinmesini kafi görür. Ayet-i
Kerimede de buyurulduğu gibi:
“Allah kuluna kafi değil mi?” Zümer Suresi 36

Bu alemde hiçbirşey tesadüfe ve başıboşluğa bırakılmış
değildir. Herşey mutlaka bir takdir, hikmetli bir tedbir ile meydana
gelmektedir.
“Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ay’ı yaratan O’dur”
Enbiya Suresi 33
Gece, gündüz; birisi karanlık ve sessizliği ile,
diğeri ise aydınlığıyla hizmet eder. Bazen birisi uzar diğeri kısalır, bazen de
bunun tersi olur.
“Gecenin ve gündüzün değişmesi O’nun eseridir” Müminun
Suresi 80
Bu değişmeleri sağlayan Allah’tır. O’ndan başka bu
şekilde evirip çevirmeye kaadir hiçkimse yoktur. Gökler ve yer Allahü Teala’nın
mülkü olduğu gibi gecelerin karanlığı ve gündüzlerin ışığı içinde barınan,
gizli ve açık, durgun ve hareketli herşey O’nun hükmü ve tasarrufu altındadır.
“O herşeyi hakkıyla işitendir, bilendir” Enam Suresi
13