Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
33-AHZAB:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Ey peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve
münafıklara itaat etme. Muhakkak ki Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet
sahibidir.
2- Rabbinden sana ne vahyediliyorsa onun
ardınca git. Muhakkak ki Allah ne yaparsanız haberdardır.
3- Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter.
4- Allah bir adam için içinde iki kalb
yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır.
Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır.
Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.
5- Onları (evlatlıkları) babaları adına
çağırın. Allah yanında o daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar
sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata
ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde
vardır. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
6- Peygamber, müminlere kendi nefislerinden
önce gelir. O'nun hanımları da onların analarıdır. Akraba da Allah'ın kitabında
birbirlerine, diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak
dostlarınıza
bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmanız
müstesnâdır. Bu, kitapta yazılıdır.
7- Unutma o peygamberlerden mîsaklarını
(kesin sözlerini) aldığımız vakti! Hele senden, Nuh, İbrahim, Musa ve
Meryemoğlu İsa'dan ki onlardan ağır bir mîsak (sağlam bir söz) aldık.
8- (Bunu Allah), sadıklara sadakatlerinden
sormak için yaptı. Kâfirler için ise acı verecek bir azab hazırladı.
9- Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki
nimetini anın. Hani size ordular gelmişti de üzerlerine bir rüzgâr ve sizin
görmediğiniz ordular salıvermiştik. Allah ne yaptığınızı görüyordu.
10- O zaman onlar, hem üstünüzden
gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan, ve o vakit gözler kaymış, yürekler
gırtlaklara dayanmıştı. Siz Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.
11- İşte burada müminler imtihan edilmiş ve
şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.
12- O vakit münâfıklar ve kalblerinde bir
hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü bize bir aldanıştan başka bir vaad
yapmamış." diyorlardı.
13- O vakit bunlardan bir grup: "Ey
Medine halkı! Sizin için duracak yer yok, hemen dönün." diyorlardı. Yine
onlardan bir kısmı da Peygamberden izin istiyor, evlerimiz gerçekten (düşmana)
açıktır." diyorlardı, halbuki açık değildi, sadece kaçmak istiyorlardı.
14- Eğer onların her tarafından üzerlerine
girilse de sonra fitne çıkarmaları istenilse derhal onu yapacaklardı. Ama
onunla da pek az duracaklardı.
15- Halbuki bundan önce Allah'a ahid
vermişlerdi. Arkalarını dönmeyeceklerdi. Allah'a verilen ahid ise
mesuliyetlidir, mutlaka sorulur.
16- De ki: "Eğer ölümden veya
öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez. Vereceğini var
saydığınız takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız."
17- De ki: "Eğer Allah size bir felâket
diler veya bir rahmet murad
ederse, sizi Allah'tan saklamak kimin
haddine?" Hem onlar kendilerine Allah'tan başka bir veli de bulamazlar,
bir yardımcı da.
18- Şüphesiz Allah, içinizden o
savsaklayanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri biliyor.
Onlar harbe pek az geliyorlardı.
19- Size karşı kıskançlık ediyorlardı. Derken
o korku hali gelince, gördün onları ki, ölümden baygınlık sarmış kimse gibi
gözleri dönerek sana bakıyorlardı. O korku gidince, size keskin keskin diller
sıyırdılar. Onlar hayra karşı kıskançlık ediyorlardı. İşte bunlar iman
etmediler de Allah amellerini boşa çıkardı. Bu Allah'a göre önemsizdir.
20- Onlar ahzabı (düşman birliklerini)
gitmedi sanıyorlardı. Eğer o birlikler bir daha gelecek olursa, çölde bedevi
Araplar içinde yer alıp, sizin haberlerinizden (başınıza geleceklerden) sormayı
isterler. Onlar içinizde kalacak olsalar da pek az harb ederler.
21- Şanım hakkı için muhakkak ki size
Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup
da Allah'ı çok zikreden kimseler için.
22- Müminler, ahzabı (düşman birliklerini)
gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Resulü'nün bize vaad ettiği
şeydir. Allah ve Resulü doğru söyledi." dediler. Bu onların imanını ve
teslimiyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı.
23- Müminlerdendir o erler ki Allah'a verdikleri
ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de
beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler.
24- Çünkü Allah sadıklara sadakatleriyle
mükafat verecek, dilerse münafıklara da azab edecek veya tevbe nasib edecektir.
Şüphe yok ki Allah çok bağışlayıcıdır. Çok merhamet edicidir.
25- Hem Allah kâfirleri herhangi bir hayra
ulaşmadan hınçlarıyle defetti. Bu şekilde Allah, müminlere savaşta kâfi geldi.
Allah çok güçlüdür, çok üstündür.
26- Hem de kitap ehlinden onlara yardım edenleri
kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi, siz onların bir kısmını
katlediyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz.
27- (Allah) onların arazilerini, yurtlarını
ve mallarını size miras kıldı. Bir de henüz ayak basmadığınız bir yeri (size
miras kıldı). Allah, her şeye kâdirdir.
28- Ey peygamber! Hanımlarına şöyle söyle:
"Eğer dünya hayatını ve zinetini istiyorsanız, haydi gelin, sizi donatayım
ve güzellikle bırakıp salıvereyim.
29- Yok eğer Allah ve Resulünü ve ahiret
yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki,
Allah içinizden güzellik edenlere pek büyük
bir ecir hazırlamıştır.
30- Ey peygamberin hanımları! sizden her kim
bir terbiyesizlik ederse ona azab iki kat katlanır. Bu Allah'a göre çok kolaydır.
31- Yine sizden her kim Allah'a ve Resulü'ne
boyun eğer, salih bir amel işlerse, ona da mükâfatını iki kat veririz. Hem onun
için bol bir rızık hazırlamışızdır.
32- Ey peygamberin hanımları! Siz kadınlardan
herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer takva ile korunacaksanız, konuşurken
kırıtmayın da kalbinde bir hastalık bulunan kimse tamaha düşmesin. Güzel ve
dosdoğru söz söyleyin.
33- Hem vakarınızla evlerinizde durun da
önceki cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Namazı kılın, zekatı
verin. Allah ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek
ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor.
34- Oturun da evlerinizde okunan Allah'ın
âyetlerini ve hikmeti anın. Şüphe yok ki Allah lütuf sahibidir ve her şeyden
haberdardır.
35- Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman
kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden
kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden
kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka
veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan
erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkeklerle Allah-'ı
çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir
mükâfat hazırlamıştır.
36- Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe
hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o
işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi
olursa açık bir sapıklık etmiş olur.
37- Hem hatırla o vakti ki, o kendisine
Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: "Hanımını
kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı
şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha
lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık
ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere
bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir.
38- Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah
kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında
Allah'ın sünneti böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.
39- Onlar, Allah'ın gönderdiklerini tebliğ
ederler ve O'ndan korkarlar, Allah'tan başka kimseden korkmazlardı. Hesap
görücü olarak da Allah yeter.
40- Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin
babası değildir. Ama Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her
şeyi hakkiyle bilendir.
41- Ey iman edenler! Allah'ı çokça anın.
42- Ve O'nu sabah akşam tesbih edin.
43- Sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak
için melekleri ile birlikte üzerinize rahmet ve bereket indiren O'dur ve O,
müminlere çok merhametlidir.
44- O'na kavuşacakları gün müminlere esenlik
dileği selâmdır. (Allah) onlar için cömertçe bir mükafat hazırlamıştır.
45- Ey peygamber! Biz seni hem bir şahit, hem
bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik.
46- Ve hem de izniyle Allah'a bir davetçi ve
nurlar saçan bir kandil (olarak gönderdik).
47- Müminlere müjdele! Onlara Allah'tan bir
mükafat vardır...
48- Kâfirlere ve münafıklara itaat etme,
onların ezalarını bırak (aldırma) da Allah'a tevekkül et. Allah vekil olarak
hepsine yeter.
49- Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh
edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız
bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt'alarını (mehirleri belirlenmediği
takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin.
50- Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları
helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak
ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından,
halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından
seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere
hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil
de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri
hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması
içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
51- Onlardan dilediğini geri bırakır,
dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini
yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup
üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en
elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve
yumuşak davranır.
52- Bundan başka kadınlar sana helâl olmaz.
Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz. İsterse güzellikleri hoşuna gitsin.
Ancak sahip olduğun cariyen başka. Allah her şeye gözcü bulunuyor.
53- Ey iman edenler! Peygamberin evlerine
vaktine bakmaksızın ve yemeğe izin verilmedikçe girmeyin. Fakat çağırıldığınız
vakit girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Sohbet etmek için de izinsiz
girmeyin. Çünkü bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utanıyor.
Fakat Allah gerçeği söylemekten utanmaz. Hem O'nun hanımlarına bir ihtiyaç
soracağınız vakit de perde arkasından sorun. Böyle yapmanız hem sizin
kalbleriniz ve hem de onların kalbleri için daha temizdir. Hem sizin
Resulullah'a eziyet etmeye hakkınız yoktur. Ondan sonra hanımlarını da
ebediyyen nikâh edemezsiniz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır.
54- Siz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de
şüphe yok ki Allah her şeyi bilmektedir.
55- Onlar (peygamberin eşleri) için babaları,
oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları,
kendi kadınları (kadın dostları) ve sahip oldukları köleleri hakkında bir günah
yoktur. Bununla beraber (ey Peygamberin hanımları) Allah'tan korkun. Çünkü
Allah her şeye şahit bulunuyor.
56- Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere
salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.
57- Şüphesiz ki Allah'a ve Resulü'ne eziyet
verenlere Allah hem dünyada, hem ahirette lânet etmiştir. Onlara aşağılayıcı
bir azab hazırlamıştır.
58- Mümin erkeklere ve mümin kadınlara
yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve açık bir günah
yüklenmişlerdir.
59- Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve
müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden)
üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet
edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır,
çok merhamet edicidir.
60- Andolsun ki, eğer münafıklar ve
kalblerinde bir hastalık olanlar ve Medine'de dedikodu yapanlar, bu
yaptıklarından vaz geçmezlerse, mutlaka seni onlara musallat ederiz. Sonra
seninle orada az bir zamandan fazla komşu kalamazlar.
61- Melun olarak nerede bulunurlarsa
yakalanırlar ve öldürülürler.
62- Allah'ın bundan önce geçenler hakkındaki
kanunu budur. Ve sen Allah'ın kanununu değiştirmeye asla çare bulamazsın.
63- İnsanlar sana kıyamet saaatini
soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın nezdindedir. Ne bilirsin
belki kıyamet yakında olur."
64- Şu muhakkak ki, Allah kâfirleri
lânetlemiş ve onlara çılgın bir ateş
hazırlamıştır.
65- (Onlar) orada ebedî kalırlar ve ne bir
dost bulabilirler, ne de bir yardımcı.
66- O gün yüzleri ateş içinde çevirilirken:
"Ah keşke Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler.
67- Yine derler ki: "Ey Rabbimiz! Biz
beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler."
68- Ey Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver
ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle."
69- Ey iman edenler: Sizler Musa'ya eziyet
edenler gibi olmayın. Eziyet ettiler de Allah onu, onların söylediklerinden
temize çıkardı. O, Allah yanında mevki sahibi idi.
70- Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve
sağlam söz söyleyin,
71- Ki (Allah) işlerinizi yoluna koysun ve
günahlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Resulü'ne itaat ederse, o
gerçekten büyük murada ermiştir.
72- Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara
arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan
yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.
73- Çünkü Allah münafık erkeklerle münafık
kadınlara, müşrik erkeklerle müşrik kadınlara azab edecek, mümin erkeklerle
mümin kadınların da tevbelerini kabul edecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet
edicidir.


İndeks
AnaSayfa