Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
29-ANKEBUT:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Elif, Lâm, Mîm.
2- İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece
"İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
3- Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de
imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak,
yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
4- Yoksa kötülükleri yapanlar bizden
kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ve yanlış) hüküm veriyorlar!
5- Her kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa bilsin
ki, Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O her şeyi işiten ve
bilendir.
6- Cihad eden ancak kendisi için cihad etmiş
olur. Şüphesiz Allah, âlemlerden müstağnidir.
7- İman edip iyi işler yapanların
kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık
veririz.
8- Biz insana, ana babasına iyi davranmasını
tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü
körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak
banadır. O zaman, size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.
9- İman edip iyi işler yapanları, muhakkak
salihler (zümresi) içine katarız.
10- İnsanlardan kimi vardır ki, "Allah'a
inandık" der; fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların
işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardım gelecek
olsa, mutlaka, "Doğrusu biz de sizinle beraberdik" derler. Acaba
Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?
11- Allah, elbette (O'na gönülden) iman
edenleri de, iki yüzlüleri de bilir.
12- Kâfirler, iman edenlere, "Bizim
yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim" derler. Halbuki onların
hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan
söylemektedirler.
13- (Fakat gerçek şu ki) elbette kendi
yüklerini, kendi yükleriyle birlikte nice yükleri (başkalarını saptırmanın
vebalini) taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka
sorguya çekileceklerdir.
14- Andolsun ki Nuh'u kendi kavmine gönderdik
de, o dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Sonunda, onlar zulümlerini
sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.
15- Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık
ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.
16- İbrahim'i de gönderdik. O kavmine şöyle
demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş
olsanız bu sizin için daha hayırlıdır."
17- "Siz Allah'ı bırakıp sadece birtakım
putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı
bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında
arayın. O'na kulluk edin. Ancak O'na döndürüleceksiniz."
18- Eğer (size tebliğ edileni) yalan
sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de yalan saymışlardı.
Peygambere düşen yalnız açık bir tebliğdir.
19- Allah'ın mahlukunu ilk baştan nasıl
yarattığını, sonra bunu tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre
kolaydır.
20- De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da,
Allah ilk baştan nasıl yaratmış bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde)
ahiret hayatını da yaratacaktır." Gerçekten Allah her şeye kadirdir.
21- O, dilediğine azab eder, dilediğine
rahmet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
22- Siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı)
aciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.
23- Allah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı
inkâr edenler var ya, işte onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve
onlar için acıklı bir azab vardır.
24- Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise,
"Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu
ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
25- (İbrahim onlara) dedi ki: "Siz, sırf
aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar
edindiniz. Sonra kıyamet günü (geldiğinde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak,
kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer cehennemdir. Ve hiç
yardımcınız da yoktur."
26- Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti.
(İbrahim) de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Şüphe yok ki O çok
güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
27- O'na İshak ve Yakub'u bağışladık.
Peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. Onu dünyada
mükafatlandırdık. Şüphesiz o, ahirette de salihler (zümresin)dendir.
28- Lut'u da gönderdik. O kavmine demişti ki:
"Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayasızlığı
yapıyorsunuz!"
29- "(Bu ilâhî ikazdan sonra) siz, ille
de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak
mısınız?" Kavminin cevabı ise, şöyle demelerinden ibaret oldu: "Doğru
söyleyenlerden isen Allah'ın azabını getir bize!"
30- (Lut:) "Ey Rabbim! Şu fesatçılar
güruhuna karşı bana yardım eyle" dedi.
31- Elçilerimiz İbrahim'e (iki oğul
vereceğimize dair) müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: "Biz bu memleket
halkını helak edeceğiz. Çünkü oranın halkı zalim kimselerdir."
32- (İbrahim) dedi ki: "Ama orada Lut
var!" Şöyle cevap verdiler: "Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi
biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o
geride (azabda) kalacaklar arasındadır. "
32- (İbrahim) dedi ki: "Ama orada Lut
var!" Şöyle cevap verdiler: "Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi
biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o
geride (azabda) kalacaklar arasındadır. "
33- Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar hakkında
tasalandı. Ve onlar(ı düşünmesi) sebebiyle takatten düştü. O'na: "Korkma,
tasalanma! Çünkü biz seni de, aileni de kurtaracağız. Yalnız (azabda)
kalacaklar arasında bulunan karın müstesna" dediler.
34- "Biz şüphesiz bu memleket halkının
üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık (feci) bir azab indireceğiz."(dediler).
35- Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir
kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.
36- Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik
ve Şuayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe ümit bağlayın,
yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!" dedi.
37- Fakat onu yalancılıkla itham ettiler.
Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü
çökekaldılar.
38- Ad ve Semud'u da (helak ediverdik). Sizin
için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık
anlaşılmaktadır. Şeytan onlara
yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru
yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
39- Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helak
ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde
büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp ) geçebilecek değillerdi.
40- Nitekim onlardan herbirini günahları
sebebiyle suç üstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar
gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik,
kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık
ediyorlardı.
41- Allah'tan başka dost edinenlerin durumu,
kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Halbuki, evlerin en çürüğü
şüphesiz örümcek
yuvasıdır. Keşke bilselerdi.
42- Allah, onların kendisini bırakıpta hangi
şeye yalvardıklarını şüphesiz ki bilir. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.
43- İşte biz bu temsilleri insanlar için
getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.
44- Allah gökleri ve yeri hak olarak yarattı.
Şüphesiz bunda, iman edenler için bir nişane bulunmaktadır.
45- Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl.
Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette
en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.
46- İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i
kitapla ancak, en güzel yoldan
mücadele edin ve deyin ki: "Bize
indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız
da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur."
47- (Resulüm!) İşte sana (önceki kitapları
tasdik eden) bu kitabı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona
iman ediyorlar. Şunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi
ancak kâfirler bile bile inkâr eder.
48- Sen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de
elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.
49- Hayır, o (Kur'ân), kendilerine ilim
verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve
ancak zalimler bile bile inkâr eder.
50- "Ona Rabbinden (başkaca) mucize
indirilmeli değil miydi?" derler. Cevaben de ki: "Mucizeler ancak
Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."
51- Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta
olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette
bir rahmet ve öğüt vardır.
51- Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta
olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette
bir rahmet ve öğüt vardır.
52- De ki: Benimle sizin aranızda şahit
olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp inkâr
edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.
53- Senden azabı çarçabuk (getirmeni)
istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azab elbette onlara
gelip çatmıştı. Fakat yine de, hiç farkına varmadıkları bir sırada o
kendilerine mutlaka gelecektir.
54- (Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni)
istiyorlar. Halbuki cehennem, hiç şüpheleri olmasın, kâfirleri kuşatacaktır.
55- O günde azap, onları hem üstlerinden, hem
ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara), "Yaptıklarınızın cezasını
tadın!" diyecektir.
56- Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim
yarattığım yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin.
57- Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize
döndürüleceksiniz.
58- İman edip güzel işler yapanları, (evet)
muhakkak ki onları, altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları
cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükafatı ne
güzeldir!
59- Ki onlar, sabretmiş olup yalnız Rablerine
güvenip dayanmaktadırlar.
60- Nice hayvanlar var ki, rızkını
(biriktirip yanında) taşımıyor. Çünkü onların da, sizin de rızkınızı Allah
veriyor. O, her şeyi işitir ve bilir.
61- Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri
yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan
"Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?
62- Allah, kullarından dilediğine rızkı bol
bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
63- Andolsun ki onlara, "Gökten su
indirip, onunla ölümünün ardından
yeryüzünü canlandıran kimdir?" diye
sorsan, mutlaka, "Allah " derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah'a
mahsustur. Fakat çokları akıllarını kullanmazlar.
64- Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve
oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke
bilmiş olsalardı.
65- Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini
yalnız O'na has kılarak (ihlasla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları salimen
karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar.
66- Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler
ve safâ sürsünler bakalım! Ama yakında bilecekler.
67- Çevrelerinde insanlar kapılıp
götürülürken (öldürülürken, ya da esir edilirken), bizim (Mekke'yi) güven
içinde kudsî bir yer yaptığımızı görmediler mi? Hâlâ batıla inanıp Allah'ın
nimetine nankörlük mü ediyorlar?
68- Allah'a karşı yalan uyduran, yahut
kendisine hak gelmişken onu yalan sayandan daha zalim kimdir? Cehennemde
kâfirlere yer mi yok?
69- Ama bizim yolumuzda cihad edenleri,
elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi
davrananlarla beraberdir.


İndeks
AnaSayfa