Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
48-FETİH:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân
ettik.
2- Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek
günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir.
3- Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım
eder.
4- İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin
kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah
bilendir, herşeyi hikmetle yapandır.
5- Mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde
ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların
günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.
6- Ve o Allah hakkında kötü zanda bulunan
münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve ortak
koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük onların başlarına gelmiştir. Allah
onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne
kötü bir yerdir!
7- Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır.
Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
8- Şüphesiz biz seni, şâhit, müjdeleyici ve
uyarıcı olarak gönderdik.
9- Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ve
bunu takviye edip, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz.
10- Herhalde sana bey'at edenler ancak
Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim
ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa
gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.
11- yakında a'râbilerden geri kalmış olanlar
sana diyecekler ki, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan
bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle
söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde
etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! Allah
yaptıklarınızdan haberdardır.
12- Aslında siz Peygamber ve müminlerin,
ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel
göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
13- Kim Allah'a ve Rasulüne iman etmezse
şüphesiz biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.
14- Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O,
dilediğini bağışlar dilediğini azaplandırır. Allah çok bağışlayan çok merhamet
edendir.
15- Siz ganimetleri almak için gittiğinizde
geri kalanlar: "Bırakın biz de arkanıza düşelim." diyeceklerdir.
Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle
gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: "Bizi
kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
16- A'rabilerin geri bırakılmış olanlarına de
ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız.
Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size
güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız
sizi acıklı bir azaba uğratır.
17- Köre vebal yoktur, topala da vebal
yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine
itâat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri
kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.
18- Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de)
sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı
bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile
mükâfatlandırmıştır.
19- Allah onları elde edecekleri birçok ganimetlerle
de mükâfatlandırdı. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
20- Allah size, elde edeceğiniz birçok
ganimetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden
çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve Allah sizi doğru yola iletsin.
21- Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz,
ama Allah'ın sizin için kuşattığı ganimetler de vardır. Allah herşeye kâdirdir.
22- Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı
arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı.
23- Allah'ın öteden beri gelen kanunu budur.
Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
24- O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan
sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan
çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.
25- Onlar inkâr eden ve sizin Mescid-i
Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını men
edenlerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle, mümin
kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimali
olmasaydı, Allah savaşı önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle
yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr
edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.
26- O zaman inkâr edenler, kalplerine
taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi.
Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve
güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek
layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.
27- Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını
doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve
saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah
sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.
28- Bütün dinlerden üstün kılmak üzere,
Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.
29-Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında
bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları
rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler.
Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki
vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış,
gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine
benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp
kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara
mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.


İndeks
AnaSayfa