Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
25-FURKAN:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- "Tebareke" ne yüce
feyyazdır o ki, dünyaları uyarmak üzere kulu Muhammed'e, hakkı batıldan
ayırdeden Kur'ân'ı indirdi.
2- O öyle bir ilâhtır ki, göklerin ve yerin
hükümranlığı kendisinindir. O hiç çocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı yoktur.
O, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.
3- Kâfirler, O'nu bırakıp bir şey
yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de
fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya
güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.
4- İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in
uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve
asılsız bir söz uydurdular.
5- "Kur'ân öncekilerin masallarıdır;
başkalarına yazdırmış da sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler.
6- Ey Muhammed! De ki: "Onu, göklerin ve
yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet
edendir."
7- Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber
ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek
indirilseydi ya!"
8- "Yahut kendisine bir hazine
verilseydi veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara
"Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
9- Ey Muhammed! sana nasıl misaller
getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.
10- Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan
daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir, sana köşkler de yapar.
11- Fakat onlar o saati (kıyameti) de
yalanladılar. Biz ise o saati yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırladık.
12- Ki, cehennem ateşi uzak bir mesafeden
kendilerine görününce, onun bir hışımlanmasını (kaynamasını) ve uğultusunu
işitirler.
13- Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar
bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler.
14- (Onlara şöyle denilir) Bu gün bir yok
olmayı değil, nice yok olmaları isteyin!
15- De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva
sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? Çünkü orası, onlar için bir
mükafattır ve bir varış yeridir.
16- Onlar için orada ne isterlerse var, hem
orada ebedî kalacaklar. Çünkü bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir
vaaddir.
17- Hele o gün Rabbin onları Allah'tan başka
taptıkları şeylerle toplar da, der ki: "Siz mi saptırdınız şu kullarımı,
yoksa kendileri mi yolu kaybettiler?"
18- Onlar: "Sübhansın seni tenzih
ederiz. Seni bırakıp da senden başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat sen
onlara ve atalarına o kadar nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve
helaki hak eden bir kavim oldular." derler.
19- (Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle
denilir.) İşte (taptıklarınız)
sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar.
Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve
içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız.
20- (Resulüm!) Biz senden evvel de
peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem
çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir
diğerine fitne (imtihan sebebi) kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz?
Zira Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
21- Bununla beraber, bize kavuşmayı
ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi
görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük
gördüler ve büyük azgınlık ettiler.
22- Melekleri görecekleri gün, işte o gün,
günahkarlara hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir.
23- Onların yaptıkları her bir iyi işi
dikkate alırız, fakat onu saçılmış zerreler haline getiririz.
24- O gün cennetliklerin kalacakları yer çok
iyi, dinlenecekleri yer pek güzeldir.
25- O gün gökyüzü beyaz bulutlar halinde
yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.
26- İşte o gün gerçek hükümranlık, çok
merhametli olan Allah'ındır. Kâfirler için ise o, pek çetin bir gündür.
27- O gün zalim kimse ellerini ısıracak:
"Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol
tutsaydım!"
28- "Eyvah!" diyecek, "keşke
falancayı dost edinmeseydim.
29- Çünkü zikir (Kur'ân) bana gelmişken o,
hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra)
yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.
30- Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim!
Kavmim bu Kur'ân'ı terkedilmiş (bir şey yerinde) tuttular."
31- (Resulüm!) Ve işte biz böyle her
peygamber için günahkarlardan bir düşman yapmışızdır. Bununla beraber hidayet
verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
32- Yine o inkâr edenler dediler ki: "O
Kur'ân ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice
yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak)
okuduk.
33- Hem onlar sana karşı herhangi bir mesel
ile gelmezler ki, biz sana (onun karşılığında) doğrusunu ve tefsirin daha
güzelini getirmiş olmayalım.
34- O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar
var ya! işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.
35- Andolsun ki Musa'ya kitap verdik, kardeşi
Harun'u da ona yardımcı yaptık.
36- "Haydi âyetlerimizi yalan sayan o
kavme gidin" dedik. Sonunda (yola gelmediklerinden) onları yerle bir
ettik.
37- Nuh kavmine gelince, Peygamberleri
yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar
için bir ibret yaptık. Biz zalimler için acıklı bir azab hazırlamışızdır.
38- Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar
arasında daha bir çok nesilleri de (inkârcılıkları yüzünden helak ettik)
39- Onların herbirine misaller getirdik; (ama
ögüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
40- (Resulüm!) Andolsun ki, (bu Mekke'li
putperestler), bela ve fenalık yağmuruna tutulmuş olan beldeye uğramışlardır.
Peki onu da görmüyorlar mıydı? Hayır! Onlar öldükten sonra dirilmeyi
ummamaktadırlar.
41- Seni gördükleri zaman "Bu mu
Allah'ın Peygamber olarak gönderdiği?" diye hep seni alaya alıyorlar.
42- "Şayet tanrılarımıza inanmakta sebat
göstermeseydik, gerçekten de bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı"
diyorlar. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!
43- Kötü duygularını kendisine tanrı edinen
kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?
44- Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz
dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar
gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar.
45- Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu
görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona
(gölgeye) delil kılmışızdır.
46- Sonra da onu yavaş yavaş kendimize (başka
yöne) çekmekteyiz.
47- Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat
kılan, gündüzü yayılıp çalışma (zamanı) yapan O'dur.
48- Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci
olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren O'dur.
49- Ki biz (o suyla) ölü toprağa can verelim,
yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye.
50- Andolsun bunu, insanların öğüt almaları
için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille
nankörlük edip diretmiştir.
51- (Habibim!) Şayet dileseydik elbette her
köye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik.
52- (Madem ki yalnız seni gönderdik) Öyleyse
kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'ân ile) onlara karşı olanca gücünle büyük
bir savaş ver!
53- Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici,
diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz
bir serhat koyan O'dur.
54- O (hakir) sudan, bir insan yaratıp ona
bir neseb bahşeden ve sıhriyet bağı ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her şeye
gücü yeter.
55- (Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp
kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı olan
kimse Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.
56- (Halbuki) biz seni ancak müjdeci ve
uyarıcı olarak gönderdik.
57- De ki: "Ben, buna karşı sizden bir
ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı)
istiyorum."
58- Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a
güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar
olarak O yeter.
59- Gökleri yeri ve ikisinin arasındakileri
altı günde yaratan, sonra Arş'a hükmeden Rahmân'dır. Haydi ne dileyeceksen o
her şeyden haberdar olan (Rahmân)dan dile.
60- Onlara "Rahmân'a secde edin"
dendiği zaman, "Rahmân da neymiş? Senin bize emrettiğine secde eder miyiz
hiç?" derler ve bu emir onların nefretini artırır.
61- Gökte burçları var eden, onların içinde
bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir.
62- İbret almak veya şükretmek dileyen
kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O'dur.
63- O çok merhametli Allah'ın (has) kulları
onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf
attığı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (geçerler).
64- Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar
ederek yatarlar.
65- Onlar ki, şöyle derler: Cehennem azabını
üzerimizden sav! Doğrusu onun azabı geçici bir şey değildir.
66- Orası cidden ne kötü bir uğrak, ne kötü
bir konaktır.
67- Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne
de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
68- Yine onlar ki, Allah ile beraber başka
bir tanrıya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve
zina etmezler. Bunları yapan günahı(nın cezasını) bulur.
69- Kıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılmış
olarak temelli kalır.
70- Ancak tevbe ve iman edip iyi
davranışlarda bulunanlar başka; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.
Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
71- Ve her kim tevbe edip iyi davranış
gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
72- Ve onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş
bir şeye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler.
73- Kendilerine Rablerinin âyetleri
hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.
74- Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz! Bize
gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine
önder kıl" derler.
75- İşte onlar, sabretmelerine karşılık
cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve
selamla karşılanacaklardır.
76- Orada ebedî kalacaklar, orası ne güzel
bir konak ve ne güzel bir makamdır.
77- (Resulüm!) De ki: "Rabbim size ne
kıymet verir duanız olmasa? (Ey inkârcılar! Size bildirdiklerini) kesinkes
yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır!


İndeks
AnaSayfa