Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
41-FUSSİLET:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Hâ Mîm.
2- Bu Kur'ân Rahmân ve Rahîm olan Allah
tarafından indirilmiştir.
3- Bu, Arapça bir Kur'an olarak, âyetleri
bilen bir kavim için ayırt edilip açıklanmış bir kitaptır.
4- O, müjdeleyici ve uyarıcı olarak
gönderilmiştir. Fakat insanların çoğu yüz çevirmişlerdir. Artık onlar gerçeği
işitmezler.
5- Onlar: "Ey Muhammed! Senin bizi davet
ettiğin şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır.
Seninle bizim aramızda anlaşmamıza engel bir de perde vardır. Sen istediğini
yap, çünkü biz yapıyoruz" dediler.
6- Ey Muhammed! De ki: "Ben sadece sizin
gibi bir insanım, ancak bana ilâhınızın bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık
hep O'na yönelin ve
O'ndan bağışlanma dileyin. Vay O'na ortak
koşanların haline!
7- Onlar, zekatı vermezler, ahireti de inkâr
ederler.
8- Şüphesiz ki, iman edip, salih amel
işleyenler için de bitmez tükenmez bir mükafat vardır.
9- De ki: "Siz yeri iki günde yaratanı
gerçekten inkâr edip duracak mısınız? Bir de O'na eşler koşuyorsunuz ha? O
bütün âlemlerin Rabbidir."
10- O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı.
Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam
dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu.
11- Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi.
Ona ve yerküreye: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin." dedi.
Her ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler.
12- Böylece Allah onları iki günde yedi gök
olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü
kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın
takdiridir.
3- Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse de ki:
"Ben sizi Âd ve Semud'un başına gelen yıldırıma benzer bir yıldırıma karşı
uyardım."
14- Onlara Allah'tan başkasına kulluk etmeyin
diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman: "Eğer Rabbimiz
dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz
şeylere inanmayız." dediler.
15- Âd kavmine gelince onlar yeryüzünde büyüklük
tasladılar ve: "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" dediler. Onlar
kendilerini yaratan Allah'ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler
mi? Onlar bizim âyetlerimizi bile bile inkâr ediyorlardı.
16- Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında
rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga
gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da
edilmeyecektir.
17- Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru
yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine
kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi.
18- Biz iman edenleri ve kötülükten
sakınanları ise kurtardık.
19- O gün Allah'ın düşmanları cehennem
ateşine sürülmek üzere hep bir araya toplanırlar.
20- Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları,
gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik
ederler.
21- Onlar derilerine: "Niçin aleyhimize
şahitlik ettiniz?" derler. Derileri de: "Bizi her şeyi konuşturan
Allah konuşturdu, sizi ilk defa yaratan O'dur ve siz yine O'na
döndürülüyorsunuz" derler.
22- Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve
derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötülükten
sakınmıyordunuz. Fakat yaptıklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini
zannediyordunuz.
23- İşte Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu
zannınız sizi helak etti de zarara uğrayanlardan oldunuz.
24- Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri
ateştir. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse bile artık onlar hoşnut
edileceklerden değildirler.
25- Biz onlara birtakım arkadaşlar musallat
ettik de onlar kendilerine önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini güzel
gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip, geçmiş olan cin ve insan
toplulukları hakkındaki, azab sözü onlar için de hak oldu. Doğrusu onların
hepsi de kendilerine yazık etmişlerdir.
26- İnkâr edenler: "Bu Kur'ân-ı
dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki üstün gelirsiniz" dediler.
27- Biz mutlaka inkâr edenlere şiddetli bir
azab tattıracağız. Ve onlara yaptıkları amellerin en kötüsünün cezasını
vereceğiz.
28- İşte Allah'ın düşmanlarının cezası
ateştir. Âyetlerimizi bile bile inkâr etmelerinin cezası olarak, onlar için
orada ebedî olarak kalacakları cehennem yurdu vardır.
29- İnkâr edenler: "Ey Rabbimiz!
Cinlerden ve insanlardan bizi doğru yoldan saptıranları bize göster de onları
ayaklarımızın altına alalım, böylece cehennemin en altında kalanlardan
olsunlar." diyeceklerdir.
30- "Rabbimiz Allah'tır" deyip,
sonra da doğrulukta devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner ve
derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin."
31- "Biz dünya hayatında da, ahirette de
sizin dostlarınızız. Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her
şey vardır."
32- Bunlar çok bağışlayıcı ve çok merhametli
olan Allah tarafından bir ağırlamadır.
33- Allah'a davet eden, salih amel işleyen
ve: "Ben gerçekten müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü
kim olabilir?
34- Hem iyilik de bir değildir, kötülük de.
Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık
olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün.
35- Bu olgunluğa ancak sabredenler
kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.
36- Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce
seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çünkü O her şeyi işitir ve bilir.
37- Gece ile gündüz ve güneş ile ay Allah'ın
kudretinin delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer sadece Allah'a
kulluk yapmak istiyorsanız, onları yaratan Allah'a secde edin.
38- Eğer onlar büyüklük taslarlarsa bilsinler
ki, Rabbinin yanındaki melekler gece gündüz O'nu tesbih ederler ve hiç
usanmazlar.
39- Senin yeryüzünü boynu bükük, kupkuru
görmen de Allah'ın kudretinin delillerindendir. Biz onun üzerine suyu
indirdiğimiz zaman titreşir ve kabarır. Şüphesiz ki ona hayat veren Allah
mutlaka ölüleri de diriltir. Doğrusu O'nun her şeye gücü yeter.
40- Âyetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp
inkâra sapanlar bize gizli kalmazlar. O halde ateşe atılacak olan mı daha
hayırlıdır, yoksa kıyamet günü güven içinde gelecek olan mı? İstediğinizi
yapın. Şüphesiz ki Allah, yaptığınız şeyleri hakkıyla görür.
41- Kur'ân kendilerine geldiğinde onu inkâr
edenler, mutlaka cezalarını çekceklerdir. O gerçekten çok değerli bir kitaptır.
42- Ona ne önünden, ne de ardından batıl
gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, öğülmeye layık olan Allah tarafından
indirilmiştir.
43- Ey Muhammed! Sana senden önceki
peygamberlere söylenenden başka bir şey söylenmiyor. Şüphesiz ki senin Rabbin
hem mağfiret sahibidir hem de acı verecek bir azap sahibidir.
44- Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur'ân
yapsaydık onlar mutlaka: "Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil
miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?" derlerdi. Sen de ki:
"O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır." İman etmeyenlerin
kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür. Sanki
onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).
45- Andolsun ki biz Musa'ya Tevrat'ı
vermiştik de onda ihtilafa düşmüşlerdi. Eğer Rabbin tarafından azabın
ertelenmesine dair bir söz geçmeseydi mutlaka aralarında hüküm verilirdi.
Gerçekten onlar Kur'ân hakkında bir şüphe ve tereddüt içindedirler.
46- Her kim iyi bir iş yaparsa, kendi lehine
yapmış olur. Kim de bir kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Rabbin
kullara zulmedecek değildir.
47- Kıyamet zamanını bilmek ancak Allah'a
havale edilir. Onun bilgisi dışında hiçbir meyve kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi
gebe kalmaz ve doğurmaz. Allah onlara: "Bana koştuğunuz ortaklarım
nerede?" diye seslendiği gün, onlar: "Senin ortağın olduğuna dair
bizden hiçbir şahit olmadığını sana arz ederiz." derler.
48- Önceden tapmakta oldukları şeyler,
kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuştur. Onlar da kendileri için kaçacak bir yer
olmadığını anlamışlardır.
49- İnsan hayır istemekten usanmaz, fakat
kendisine bir kötülük dokununca üzülür ve ümitsizliğe düşer.
50- Andolsun ki kendisine dokunan bir
zarardan sonra, biz ona tarafımızdan bir rahmet tattırsak, O: "Bu benim
hakkımdır, kıyametin kopacağını da sanmıyorum, Rabbime döndürülmüş olsam bile
mutlaka O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Biz o
inkâr edenlere yaptıkları şeyleri mutlaka haber vereceğiz ve onlara ağır bir
azap tattıracağız.
51- Biz insana bir nimet verdiğimiz zaman o
yüz çevirir, yan çizer. Ona bir kötülük dokunduğu zaman da uzun uzun yalvarır.
52- Ey Muhammed! De ki: "Ne dersiniz? O
Kur'ân Allah tarafından gelmiş olup da sonra siz onu inkâr etmişseniz, o
takdirde Hak'tan uzak bir ayrılığa düşenden daha sapık kim olabilir?"
53- Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi
nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur'ân'ın hak olduğu kendilerine
açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi?
54-İyi bilin ki onlar Rablerine kavuşmaktan
bir şüphe içindedirler, yine iyi bilin ki, Allah her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.


İndeks
AnaSayfa