Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
5-MAİDE:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1 - Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine
getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar
size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna.
Şüphesiz Allah dilediği hükmü verir.
2 - Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine,
haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza
bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız
zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir
topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva
üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan
korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
3 - Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının
adı anılarak kesilen; boğulmuş, vurulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış,
canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar)
üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram
kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı
ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi
kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim
açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa,
ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.
4- Sana, kendilerine neyin helal kılındığını
soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın
size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için
tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin), Allah'tan
korkun. Muhakkak Allah, hesabı çabuk görendir.
5- Bugün size iyi ve temiz şeyler helal
kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi,
sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Ve müminlerden iffetli hür kadınlar ve
sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina
etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz
takdirde, size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve
o, ahirette zarara uğrayanlardandır.
6 - Ey iman edenler! Namaz kılmaya
kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın.
Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp
iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest
bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz
bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla
meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve
şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.
7- Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve
"İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi
bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok
iyi bilir.
8- Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta
tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi
adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır.
Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
9- Allah, iman edenlere ve salih amel
işleyenlere şöyle vaad etmiştir: Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat
vardır.
10- İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara
gelince, işte onlar, cehennemliktirler.
11 - Ey iman edenler! Allah'ın size olan
nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) yeltenmişti
de, O (Allah) onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun. Müminler
yalnız Allah'a dayansınlar.
12 - Allah, İsrailoğularından söz almıştı.
İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben,
muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz,
peygamberlerime iman ettiğiniz
ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı)
Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve
sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan
sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olur.
13- Sözlerini bozdukları için onları
lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar.
Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima
onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel
davrananları sever.
14- "Biz hıristiyanız" diyenlerden
de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılan şeylerin çoğunu
unutmuşlardı. Biz de onların arasına, kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık
soktuk. Allah, ne yapmış olduklarını onlara - elbette haber verecektir.
15 - Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiş
olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan, çoğundan da vazgeçen peygamberimiz size
geldi. Ayrıca size, Allah'tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmiştir.
16 - Allah o kitabla rızasına uygun hareket
edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa
çıkarır ve onları dosdoğru yola sevk eder.
17- Muhakkak ki, "Allah, ancak
Meryemoğlu İsa Mesih'tir" diyenler kâfir olmuşlardır. (Onlara) de ki:
" Allah, Meryemoğlu İsa Mesih'i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helak
etmek istese O'na kim engel olabilir? " Göklerin, yerin ve ikisi
arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah,
her şeye kadirdir.
18- Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz
Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: " O halde niçin
günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?" Hayır, siz de O'nun
yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder.
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet
dönüş de O'nadır.
19- Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının
kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın
kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi"
demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir.
20- Musa kavmine şöyle demişti: "Ey
kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden peygamberler
çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size
verdi."
21- "Ey kavmim, Allah'ın size yazdığı
kutsal toprağa girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba uğrarsınız."
22- Onlar da: "Ey Musa! Orada zorba bir
kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan
çıkarlarsa, şüphesiz biz de gireriz" dediler.
23- Allah'tan korkan ve Allah'ın kendilerine
nimet verdiği iki adam şöyle dedi: "Onların üzerlerine kapıdan girin.
Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eğer layıkıyla inanıyorsanız
yalnız Allah'a dayanın.
24- Kavmi Musa'ya: "Ey Musa! Onlar orada
olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savaşın. Biz burada
oturacağız" dediler.
25- Musa: "Ey Rabbim! Ben, kendimle
kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum, artık bizimle bu fâsık kavmin arasını
ayır" dedi.
26- Allah Musa'ya şöyle dedi: "Kırk sene
o mukaddes yer onlara haram kılınmıştır. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar.
O fâsık kavim için üzülme!".
27- Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi
hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş,
diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):" Seni
öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız
kendisinden korkanlardan kabul eder".
28- "Allah'a yemin ederim ki, sen beni
öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak
değilim, ben âlemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım.
29- "Ben isterim ki sen, benim günahımı
da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası
budur".
30- Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin
nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara
uğrayanlardan oldu.
31- Derken Allah bir karga gönderdi, ona
kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu.
"Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten
âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.
32- Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na:
"Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi
öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına
sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz
kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de
bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
33- Allah ve Resulüne karşı savaşan ve
yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya
asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka
bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette
ise onlar için büyük bir azab vardır.
34- Ancak kendilerini yakalamanızdan önce
tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
35- Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na
yaklaşmaya yol arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.
36- Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı
daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için
hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can
yakıcı bir azap vardır.
37- Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama
oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
38- Hırsızlık eden erkek ve kadının,
yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima
üstündür, hikmet sahibidir.
39- Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe
eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah
bağışlayan, merhamet edendir.
40- Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait
olduğunu, dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah
herşeye kâdirdir.
41- Ey peygamber, ağızlarıyla
"inandık" deyip, kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden
küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen
diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler,
"eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah
birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın.
Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalblerini temizlemek istememiştir.
Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab
vardır.
42- Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok
haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz
çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer
aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları
sever.
43- İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat
yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da ondan sonra da
dönüveriyorlar? Onlar inanıcı değillerdir.
44- İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat'ı,
elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler, yahudiler hakkında
hükmederler, kendilerini Tanrıya adamış zâhitler, âlimler de, Allah'ın kitabını
korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah'ın
kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın, benden korkun,
âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte
onlar kâfirlerin ta kendileridir.
45- Biz Tevrat'ta onlara, cana can, göze göz,
buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılıklı kısas (ödeşme)
yazdık. Bununla beraber kim kısas hakkını bağışlarsa, bu kendi günahlarına
keffaret olur. Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin
ta kendileridir.
46- O peygamberlerin ardından, yanlarındaki
Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet
ve nur olan, kendinden önceki Tevrat'ı tasdik eden ve Allah'dan korkanlar için
bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil'i verdik.
47- İncil ehli de Allah'ın ona
indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte
onlar fâsıkların ta kendileridir.
48- Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları
tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik.
Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine
uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik.
Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi
denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O,
ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.
49- Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet.
Onların keyiflerine uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni
saptırmalarından sakın. Eğer Allah'ın hükmünden yüzçevirirlerse, bil ki Allah,
bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki
insanların çoğu yoldan çıkanlardır.
50- Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar?
kesinlikle bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?
51- Ey iman edenler! Yahudileri ve
hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim
onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi
doğru yola iletmez.
52- Kalblerinde hastalık bulunanların :"
Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek, onların arasına
koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından
bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
53- İman edenler: "Sizinle beraber
olduklarına dair, Allah'a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?"
derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve kaybedenlerden olmuşlardır.
54- Ey iman edenler! Sizden kim dininden
dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları
sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da
onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının
kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir.
Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.
55- Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun
Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.
56- Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve müminleri
dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah'ın taraftarları galip geleceklerdir.
57- Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine
kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu
yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) iman ediyorsanız, Allah'dan
gereğince korkun.
58- Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve
eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından
dolayıdır.
59- De ki: "Ey kitap ehli! Sadece
Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden
hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmışlarsınız".
60- De ki: "Allah katında cezaya
çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah,
kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve
şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz
yoldan daha çok sapmışlardır".
61- Onlar, size geldikleri zaman, "iman
ettik" dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak
çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilir.
62- Onlardan çoğunu, günah işlemede,
düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne
kötüdür!
63- Gerçek dindarların ve din bilginlerinin,
onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez
miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!
64- Yahudiler, "Allah'ın eli çok
sıkıdır" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve
lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir.
Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü
azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin
atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür.
Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.
65 - Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla
korunmuş olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere
koyardık.
66- Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve
kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de
ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı
bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür!
67- Ey şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni
tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O'nun peygamberlik görevini yapmamış olursun.
Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirler toplumunu doğru yola
iletmez.
68- De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ı,
İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde
değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun
azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için
üzülme!
69- Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler
ve hıristiyanlardan kim Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve güzel amel
işlerse, onlar için bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
70 - Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz
aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber
nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını
yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.
71 - Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar,
kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine
onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.
72- Andolsun, "Allah, Meryem'in oğlu
Mesih'tir" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: "Ey
İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Kim
Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun
varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur" demişti.
73- "Allah, üçün üçüncüsüdür"
diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa tek ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer
söylediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkâr edenlere acı bir azap
dokunacaktır.
74- Hâlâ Allah'a tevbe edip O'ndan af
dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
75- Meryem'in oğlu Mesih (İsa), sadece bir
peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir
kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz.
Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlar!
76- De ki: "Allah'ı bırakıp da size ne
zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah
işitendir, bilendir".
77- De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde
haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve
böylece doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyiflerine uymayın".
78- İsrailoğulları'ndan küfredenler, Davud ve
Meryem'in oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve
aşırı gitmeleri yüzündendi.
79- Onlar, yaptıkları kötülüklerden
vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü idi.
80- Onlardan birçoğunun kâfirleri dost
edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür!
Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır.
81- Eğer onlar, Allah'a, Peygamber'e ve ona
indirilen Kur'ân'a inanmış olsalardı, kâfirleri dost tutmazlardı. Fakat onların
çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
82- İman edenlere karşı düşmanlık yönünden
insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak koşanları bulursun.
Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz
hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve
rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlar.
83- Peygamber'e indirilen (Kur'ân)i
dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla
dolup taştığını görürsün. Onlar: " Ey Rabb'imiz iman ettik, bizi de
şahitlerden yaz" derler.
84-"Hem biz Rabb'imizin bizi iyi
kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah'a ve hak
olarak bize gelen şeylere inanmayalım!".
85-Böyle demeleri sebebiyle Allah onları
altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak
kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budur.
86-İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar da
cehennem ehlidir.
87- Ey iman edenler! Allah'ın size helal
kıldığı temiz şeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı
gidenleri sevmez.
88- Allah'ın size verdiği rızıklardan helal
ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah'tan korkun.
89- Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız
yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi
sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin
ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad
etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte
yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi
koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz.
90 - Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili
taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki,
kurtuluşa eresiniz.
91 - Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza
düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.
Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?
92 - Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat
edin. Kötülüklerden sakının. Eğer yüz çevirirseniz, biliniz ki, Peygamber'imize
düşen sadece apaçık tebliğdir.
93- İman edip salih amel işleyenler,
Allah'tan korktukları, imanlarında sebat ettikleri, salih amel işlemeye devam
ettikleri, sonra Allah'tan sakındıkları, imanlarından ayrılmadıkları, yine
Allah'tan korktukları ve iyilikte bulundukları müddetçe, daha önce
yediklerinden dolayı kendilerine bir günah yoktur. Allah iyilikte bulunanları
sever.
94- Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin
ve mızraklarınızın erişeceği bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanları
meydana çıkarsın. Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azab
vardır.
95- Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı
öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması
için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban
olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak
üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi
oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa,
Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidir.
96 - Size ve yolculara yiyecek olmak üzere,
deniz avı ve onu yemek helal kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe
size haram edilmiştir. Huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.
97 - Allah, Kâbe'yi, o Beyt-i haram'ı, haram
ayı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizam kıldı.
Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah'ın herşeyi
hakkıyle bilici olduğunu sizin de bilmeniz içindir.
98 - İyi bilin ki Allah, hem cezası çok
şiddetli olandır, hem de çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
99 - Peygamber'in üzerine düşen sadece
duyurmadır. Allah, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
100- De ki:"Pis olan şeyle temiz olan
şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile". Ey selim akıl
sahipleri Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.
101- Ey iman edenler! Açıklandığı zaman
hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur'ân indirilirken
sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok
bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.
102- Sizden önce gelen bir kavim bunları
sormuştu da sonra inkâr etmişti.
103- Allah, ne "bahîre"yi, ne
"sâibe"yi, ne "vesile"yi ve ne de "hâm"ı meşru
kılmıştır. Fakat küfredenler, Allah'a yalan iftira etmektedirler. Onların
çoğunun akılları ermez.
104- Onlara: " Allah'ın indirdiği
(kitabı)ne ve peygamber'e gelin" dendiği zaman:" Atalarımızı üzerinde
bulduğumuz şey bize yeter" derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolu
da bulamayan kimseler olsa da mı?
105- Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz
doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler.
Hepinizin dönüşü Allah'adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektir.
106- Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm
(emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi
içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm
(emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır.
Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar
da Allah'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa, yemini bir çıkar
karşılığı satmayacağız, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan
oluruz".
107- Eğer o iki şahidin bir günah işledikleri
anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların
yerine geçerler ve: "Bizim şahitliğimiz, önceki iki kişinin şahitliğinden
daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de
zalimlerden olurduk" diye Allah'a yemin ederler.
108- İşte bu, şahitliklerini gerektiği gibi
yapmaları, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden
korkmaları için en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah,
doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidayete erdirmez.
109- Allah, Resulleri topladığı gün:"
Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler,
"gizlileri bilen yalnız sensin, sen!".
110 - Allah şöyle diyecektir: "Ey
Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'l-Kudüs
(Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla
konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle
çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş
olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle
iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları'na
âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçık bir
sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum.
111- Hani Havarilere: " Bana ve Resulüme
iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar da: "İman ettik, bizim şüphesiz
müslümanlar olduğumuza şahit ol" demişlerdi.
112- Havariler:" Ey Meryemoğlu İsa,
Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" dediler. İsa da:
"İnanıyorsanız Allah'tan korkun" dedi.
113- Havâriler: "İstiyoruz ki ondan
yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve
bunu bizzat görenlerden olalım" dediler.
114- Meryemoğlu İsa da: "Allah'ım,
Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra
gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen
rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.
115- Allah buyurdu ki:" Ben onu size
indireceğim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, ben ona âlemlerden
hiç kimseye yapmayacağım bir azabı yaparım".
116- Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu
İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin'
dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi
söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde
olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız
sensin, sen!".
117- "Ben onlara sadece, senin bana
emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah'a kulluk edin,
dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat
ettirince onları gözetleyen
yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin.
118- "Eğer onlara azab edersen, onlar
senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet
sahibisin".
119- Allah buyurdu ki: "Bu, sadıklara
doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan,
içinde ebedî kalacakları cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş,
onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.
120- Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan
herşeyin mülkü Allah'ındır. O herşeye kâdirdir.


İndeks
AnaSayfa