Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
40-MÜ'MİN:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Hâ Mîm.
2- Bu kitabın indirilişi, çok güçlü ve her
şeyi bilen Allah tarafındandır.
3- O, günah bağışlayıcı, tevbe kabul edici,
azabı şiddetli, kerem sahibi Allah'tandır ki O'ndan başka ilâh yoktur. Hem
dönüş O'nadır.
4- Allah'ın âyetleri hakkında ancak kâfirler
mücadele ederler. Şimdi onların beldeler içinde dönüp dolaşmaları seni
aldatmasın.
5- Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da
çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamak
kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler. Ben de
onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu?
6- İşte o nankörlük eden kâfirlere Rabbinin
(azab) sözü öyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler.
7- Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler,
Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de
şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi
kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem
azabından koru."
8- "Ey Rabbimiz! Hem onları, hem onların
atalarından, zevcelerinden ve zürriyetlerinden iyi olanları kendilerine vaad
buyurduğun Adn cennetlerine koy. Şüphesiz çok güçlü, hüküm ve hikmet sahibi
olan sensin."
9- "Onları fenalıklardan koru. Sen her
kimi fenalıklardan korursan, o gün muhakkak onu rahmetinle yarlığamışsındır.
İşte asıl büyük kurtuluş da budur."
10- O kâfirlere mutlaka şöyle bağırılacaktır:
"Elbette Allah'ın buğzu, sizin nefislerinize buğzunuzdan daha büyüktür.
Çünkü siz imana davet ediliyordunuz da inkâr ediyordunuz."
11- Kâfirler diyecekler ki: "Ey
Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı
anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı?"
12- (Onlara şöyle cevap verilir): "Bu
azab size şu sebeptendir: Siz tek Allah'a davet edildiğiniz zaman inkâr
ettiniz. Ama O'na ortak koşulunca inandınız. Artık hüküm, o yüce ve büyük
Allah'ındır."
13- Size âyetlerini gösteren, sizin için
gökten bir rızık indiren O'dur. Fakat onları ancak gönül verip düşünenler
anlar.
14- O halde siz, dini Allah için halis
kılarak hep O'na yalvarın. İsterse kâfirler hoşlanmasınlar.
15- O dereceleri yükselten Arş'ın sahibi
Allah, o buluşma gününün (kıyametin) dehşetini haber vermek için kullarından
dilediği kimseye emrinden ruh (melek) indiriyor.
16- O gün onlar kabirlerinden meydana
fırlarlar. Kendilerinin hiçbir şeyi Allah'a karşı gizli kalmaz. "Bugün
mülk kimindir?" (diye sorulur. Cevaben): "Tek ve kahhar olan
Allah'ındır." (denir).
17- Bugün her nefis kazandığı ile
cezalanacaktır. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
18- Yaklaşmakta olan o felaket (kıyamet)
gününü de onlara haber ver. O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunup
dururlar. Zalimler için ne ısınacak bir dost vardır, ne de sözü dinlenecek bir
şefaatçi.
19- Allah, gözlerin hain bakışını da bilir,
gönüllerin gizlediğini de.
20- Allah hakkı yerine getirir. Onların
O'ndan başka yalvardıkları ise hiçbir şeyi yerine getiremezler. Çünkü hakkıyla
işiten ve gören ancak Allah'tır.
21- Yeryüzünde bir gezmediler mi? Baksalar ya
kendilerinden öncekilerin sonları nasıl olmuş? Onlar yeryüzünde gerek kuvvetçe
ve gerek eserce kendilerinden daha üstündüler. Öyle iken Allah onları günahları
sebebiyle tutup alıverdi. Kendilerini Allah'ın azabından koruyacak biri
bulunmadı.
22- O, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık
delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler. Allah da tuttu kendilerini
alıverdi. Çünkü O'nun kuvveti çok, azabı şiddetlidir.
23- Andolsun Musa'yı âyetlerimizle ve açık
bir delil ile gönderdik.
24- Firavun'a, Hâmân'a ve Karun'a da onlar:
"Bu bir sihirbaz, bir yalancıdır" dediler.
25- Bunun üzerine Musa, kendilerine
tarafımızdan hakkı getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların
oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun." dediler. Fakat o kâfirlerin
tuzağı da hep boşa çıkmaktadır.
26- Bir de Firavun: "Bırakın beni,
öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin. Çünkü ben onun, dininizi
değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum"
dedi.
27- Musa da: "Ben hesap gününe inanmayan
her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım"
dedi.
28- Firavun ailesinden imanını saklayan bir
adam da şöyle dedi: "Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek
misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise
çok sürmez, yalanı boynuna geçer. Fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin
birkısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki Allah aşırı giden bir yalancıyı
doğru yola çıkarmaz."
29- "Ey kavmim! Bugün mülk sizindir.
Dünyada yüze çıkmış bulunuyorsunuz. Eğer gelecek olursa Allah'ın hışmından bizi
kim kurtarır?" Firavun: "Ben size görüşümden başkasını göstermiyorum
ve herhalde ben size doğru yolu gösteriyorum" dedi.
30- O iman etmiş olan kimse de: "Ey
kavmim! Doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (önceki çeşitli toplumlar)ın günleri
gibi bir günden korkuyorum."
31- "Nuh Kavmi'nin, Âd'ın, Semud'un ve
daha sonrakilerin maceraları gibi (bir günün geleceğinden korkuyorum). Allah,
kulları için bir zulüm istemez."
32- "Ey kavmim! Ben size gelecek o
çağrışma gününden (kıyamet gününden) korkuyorum."
33- "O gün arkanıza dönüp kaçacaksınız.
Fakat sizi Allah'tan koruyacak olan yoktur. Her kimi Allah şaşırtırsa, artık
ona bir yol gösterici bulunmaz."
34- Bundan önce size delillerle Yusuf
gelmişti. O zaman da onun size getirdiği
hakikatte şüphe edip durmuştunuz. Nihayet
vefat ettiğinde de "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez"
dediniz. İşte aşırı şüpheci olanları Allah böyle şaşırtır.
35- Onlar, kendilerine gelmiş bir delil
olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele ederler. Bu durum, Allah
katında ve iman edenler yanında büyük bir buğzu gerektirir. İşte Allah, her
böbürlenen zorbanın kalbini öyle bir tabiat ile mühürler.
36- Firavun dedi ki: "Ey Hâmân! Bana bir
kule yap, belki ben o yollara ulaşabilirim."
37- "Göklerin yollarına ulaşabilirim de,
Musa'nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Ben onu mutlaka yalancı sanıyorum."
İşte böylece Firavun'a kötü ameli süslü gösterildi de yoldan çıkarıldı. Çünkü
Firavun düzeni hep boşa çıkar.
38- O iman etmiş olan kimse dedi ki: "Ey
kavmim! Bana uyun ki size doğru yolu göstereyim."
39- "Ey kavmim! Bu dünya hayatı ancak
geçici bir menfaatten ibarettir. Ahiret ise durulacak karar yurdudur."
40- "Her kim bir kötülük yaparsa, ona
ancak yaptığının bir misli ile ceza verilir. Erkek veya kadın, her kim de mümin
olarak iyi bir amel işlerse, işte onlar cennete girerler. Orada kendilerine
hesapsız rızık verilir."
41- "Hem ey kavmim! Niçin ben sizi
kurtuluşa davet ederken, siz beni ateşe davet ediyorsunuz?"
42- "Siz beni Allah'ı inkâr etmeye ve
bence hiç ilimde yeri olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Ben
ise sizi o çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan Allah'a davet ediyorum."
43- "Hiç inkâr edilemez ki, gerçekten
sizin beni davet ettiğiniz şeyin dünyada da, ahirette de bir davet hakkı
yoktur. Hepimizin dönüşü Allah'adır. Şüphesiz haddi aşanların hepsi
cehennemliktir."
44- "Siz benim söylediklerimi sonra
anlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını
görür, gözetir."
45- Allah o mümini, onların kurdukları
tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun'un adamlarını ise, o kötü azab
kuşattı.
46- Onlar, sabah akşam ateşe arzolunurlar.
Kıyamet kopacağı gün de: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine
tıkın!" (denilecektir).
47- Hele ateş içinde birbirlerini protesto
ederlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: "Hani bizler size tabi
idik. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?" derler.
48- Büyüklük taslayanlar da şöyle derler:
"Evet, hepimiz onun içindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü
vermiştir."
49- Ateştekiler, cehennem bekçilerine derler
ki: "Rabbinize dua edin de bir gün olsun bizden azabı biraz
hafifletsin."
50- Bekçiler de: "Size peygamberleriniz
mucizelerle gelmiyorlar mıydı?" diye sorarlar. Onlar: "Evet"
derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin" derler. Kâfirlerin
duası ise hep çıkmazdadır.
51- Biz peygamberimize ve inananlara hem
dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde (kıyamette) elbette
yardım ederiz.
52- O gün zalimlere özür dilemeleri fayda
vermez. Onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü (cehennem) vardır.
53- Andolsun ki biz Musa'ya o hidayeti verdik
ve İsrailoğullarına o kitabı miras kıldık.
54- (Bunu) Aklı başında olanlara bir yol
gösterici ve bir hatırlatma olsun diye (böyle yaptık).
55- O halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi
haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle
tesbih et.
56- Kendilerine gelmiş kesin bir delil
olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak
yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi
işiten ve gören O'dur.
57- Elbette göklerin ve yerin yaratılması,
insanların yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler.
58- Kör ile gören bir olmaz, iman edip salih
ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az
düşünüyorsunuz!
59- Herhalde o saat (kıyamet) muhakkak
gelecektir. Onda şüphe yok. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
60- Halbuki Rabbiniz: "Bana yalvarın,
dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz
çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu.
61- İçinde dinlenesiniz diye geceyi, göz
açıcı bir aydınlık olarak da gündüzü sizin için yaratan Allah'tır. Gerçekten
Allah insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
62- İşte Rabbiniz, her şeyin yaratıcısı olan
o Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz?
63- İşte Allah'ın âyetlerini inkâr edenler
böyle çevriliyorlar.
64- Allah, O'dur ki sizin için yeri bir
karargâh, göğü de bir bina yapmıştır. Size şekil vermiş, sonra şekillerinizi
güzelleştirmiştir. Hoş nimetlerden size rızık vermiştir. İşte Rabbiniz o
Allah'tır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!
65- Daimî bir hayat sahibi ancak O'dur.
O'ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na, hep O'na yalvarın.
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
66- De ki: "Bana Rabbimden apaçık
deliller geldiği zaman, ben o sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınıza ibadet
etmekten kesinlikle men edildim ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam
emredildi."
67- "Sizi (önce) bir topraktan, sonra
bir damla sudan, sonra bir aleka (embriyo)dan yaratan, sonra sizi bir bebek
olarak çıkaran, sonra güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlar
olmanız için yaşatıp büyüten O'dur. İçinizden kimi de daha önce vefat
ettiriliyor. (Bunları Allah) belirli bir süreye ulaşasınız ve aklınızı
kullanasınız diye (böyle yapıyor)."
68- O, hem yaşatır, hem öldürür. O, bir şey
yapmak isteyince ona sadece "ol!" der, o şey de hemen oluverir.
69- Bakmaz mısın şimdi Allah'ın âyetleri
hakkında mücadeleye kalkanlara! (Haktan) nasıl döndürülüyorlar?
70- Kitaba ve Resullerimizi gönderdiğimiz
şeylere yalan diyenler, artık ilerde bilecekler.
71- O zaman boyunlarında halkalar ve
zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.
72- Kaynar suda, sonra da ateşte
kaynatılacaklardır.
73- Sonra da onlara: "Nerede o ortak
koştuklarınız?" denilecek.
74- O Allah'tan başkaları (nerede denilecek).
Onlar da diyecekler ki: "Hepsi bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz
bundan önce hiçbir şeye ibadet etmiyormuşuz." İşte Allah, o kâfirleri
böyle şaşırtır.
75- Bunun sebebi şudur: Çünkü siz yeryüzünde
haksız yere seviniyor ve güveniyordunuz.
76- İçlerinde ebedî olarak kalmak üzere
cehennemin kapılarından girin. Bak ne kötü o kibirlenenlerin yeri?
77- Ey Muhammed! Sen sabret, şüphesiz
Allah'ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir. Onlara yaptığımız tehdidin bir
kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka döndürülüp
bize getirileceklerdir.
78- Andolsun ki biz senin önünden nice
peygamberler göndermişizdir. Onlardan kimini sana anlatmışız, kimini de
anlatmamışızdır. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmaksızın bir mucize
getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir. Batıl bir dava
peşinde koşanlar, işte bu noktada hüsrana uğrarlar.
79- Kimine binesiniz, kimini de yiyesiniz
diye sizin için o yumuşak başlı hayvanları yaratan Allah'tır.
80- Sizin için onlarda daha nice menfaatler
vardır. Onların üzerinde gönüllerinizdeki bir arzuya erersiniz. Hem onlar
üzerinde, hem de gemiler üzerinde taşınırsınız.
81- Allah size âyetlerini gösteriyor. Şimdi
Allah'ın âyetlerinin hangisini inkâr edersiniz?
82- Daha yeryüzünde gezip de bir bakmazlar
mı? Kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha
çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserlerinin sağlamlığı bakımından daha
çetindiler. Öyle iken o kazandıkları şeyler, kendilerini kurtaramadı.
83- Çünkü onlara peygamberleri, delillerle
geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de o alay ettikleri şey
onları kuşatıverdi.
84- O zaman hışmımızı gördüklerinde:
"Allah'ın birliğine inandık ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri inkâr
ettik" dediler.
85- Ama hışmımızı gördükleri zamanki imanları
kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın, kulları hakkındaki geçe gelen
kanunu budur. İşte kâfirler bu noktada hüsrana düştüler.


İndeks
AnaSayfa