Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
30-RUM:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Elif, Lâm, Mim.
2- Rumlar yenildi.
3- (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir
yerde onlar, bu yenilgilerinin ardından mutlaka galib geleceklerdir.
4- (Bu da) birkaç yıl içinde (olacaktır).
Onların bu yenilgilerinden önce de sonra da emir Allah'ındır ve o gün müminler,
sevineceklerdir.
5- (Bu da) Allah'ın yardımıyla (olacaktır).
Allah dilediğine yardım eder, galip kılar. O çok güçlüdür, çok merhamet
edicidir.
6- Allah'ın vaadi budur. Allah, vaadinden
caymaz. Fakat insanların çoğu bilmezler.
7- Onlar, sadece bu dünya hayatının dış
yüzünü bilirler. Ahiretten ise onlar hep gafildirler.
8- Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki,
Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve
belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? Gerçekten insanların çoğu, Rablerine
kavuşmayı inkâr etmektedirler.
9- Onlar, yeryüzünde gezmediler mi ki,
kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş baksınlar? Onlar, kendilerinden daha
güçlüydüler. Toprağı sürmüşler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok
imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek Allah
onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı.
10- Sonra o kötülük edenlerin sonu çok kötü
oldu. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini yalan saydılar ve onlarla alay
ediyorlardı.
11- Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da
çevirir, onu yeniden yapar. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.
12- Kıyamet saatinin gelip çattığı gün
suçlular, her ümidi keserler.
13- Allah'a ortak koştuklarından, kendilerine
şefaat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman Allah'a koştukları ortakları inkâr
ederler.
14- Kıyamet saatinin gelip çattığı gün varya,
o gün (inananlarla inanmayanlar) ayrılırlar.
15- Şimdi iman edip salih ameller yapmış
olanlara gelince, onlar bir bahçe içinde neşelenirler.
16- Âyetlerimizi ve âhiret buluşmasını yalan
sayıp da küfredenlere gelince, işte onlar o zaman azab içinde hazır
bulundurulurlar.
17- O halde akşama girdiğiniz zaman da,
sabaha girdiğiniz zaman da tesbih Allah'ındır. (daima O, tesbih edilir).
18- Göklerde ve yerde, ikindileyin de, öğleye
erdiğiniz zaman da hamd O'na mahsustur.
19- O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü
çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir. Sizler de işte öyle
çıkarılacaksınız.
20- O'nun âyetlerinden (kudretinin
delillerinden)dir ki, sizi bir topraktan yarattı. Sonra da siz şimdi yeryüzünde
dağılıp yayılan insanlar oluverdiniz.
21- Yine O'nun âyetlerindendir ki, sizin için
nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi
ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler
vardır.
22- Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile
dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O'nun âyetlerindendir. Şüphesiz
ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.
23- Yine gecede ve gündüzde uyumanız ve
lütfundan nasib aramanız da O'nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda dinleyecek
bir kavim için nice ibretler vardır.
24- Yine O'nun âyetlerindendir ki, size hem
korku ve hem de umut vermek için şimşeği gösteriyor. Ve gökten bir su indiriyor
da onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat veriyor. Şüphesiz ki bunda aklını
kullanacak bir kavim için nice ibretler vardır.
25- Yine göğün ve yerin, emriyle durması da
O'nun âyetlerindendir. Sonra sizi bir tek çağırışla çağırdığı zaman bir de bakarsınız
ki (yerden diriltilip çıkarılıyorsunuz).
26- Göklerde ve yerde kim varsa hepsi
O'nundur. Hepsi de O'na itaat etmektedirler.
27- Hem yaratmayı ilkin yapan O'dur. Sonra
onu çevirip yeniden yapacak olan da O'dur ki, bu O'na çok kolaydır. Göklerde ve
yerde en
yüksek şan ve şeref O'nundur. O çok güçlüdür,
hüküm ve hikmet sahibidir.
28- Allah, size kendinizden bir misâl verdi:
Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde elleriniz altındaki kölelerinizden
ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız
gibi, onları da sayar mısınız? İşte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri
böyle açıklıyoruz.
29- Fakat zulmedenler, bilgisizce hevalarına
uydular. Artık Allah'ın şaşırdığını kim yola getirebilir? Onların yardımcıları
da yoktur.
30- O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak
dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın
yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu
bilmezler.
31- Başkasından geçerek hep O'na gönül verin
ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşrilerden olmayın.
32- O müşriklerden (olmayın ki) onlar,
dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine
güvenmektedir.
33- Bununla beraber insanlara bir keder
dokunduğu zaman her şeyden geçerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra
tarafından bir rahmet tattırıverdiği zaman da bakarsın onlardan bir kısmı
tutar, O Rablerine ortak koşarlar.
34- Bunu da kendilerine verdiğimiz nimetlere
nankörlük etmek için yaparlar. Haydi geçinedurun bakalım, yakında bileceksiniz.
35- Yoksa biz onlara bir delil indirmişiz de
O'na ortak koşmalarını o mu söylüyor?
36- Bir de biz insanlara bir rahmet
tattırdığımız zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önceden yaptığı şeyler
sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar.
37- Onlar görmediler mi ki, Allah dilediği
kimseye rızkı serer ve daraltır. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için
ibretler vardır.
38- O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula
da, yolcuya da... Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır.
Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.
39- İnsanların malları içinde artsın diye
verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz. Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz
zekata gelince, işte onlar, malları kat kat artmış olanlardır.
40- Allah, O'dur ki, sizi yarattı, sonra da
size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak
koştuklarınızdan, bunlardan birini yapacak olan var mı? Allah, onların ortak
koştuklarından münezzeh ve yücedir.
41- Yaptıklarının bir kısmını tatsınlar diye
insanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve denizde fesat
ortaya çıktı. Umulur ki onlar hakka dönerler.
42- De ki, yeryüzünde bir gezin de bakın,
bundan öncekilerin sonu nasıl olmuş! Onların pek çoğu müşrik idiler.
42- De ki, yeryüzünde bir gezin de bakın,
bundan öncekilerin sonu nasıl olmuş! Onların pek çoğu müşrik idiler.
43- Allah'tan geri çevrilmesine hiçbir çare
olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru, sabit dine çevir. O gün
(gelince) insanlar birbirlerinden ayrılırlar.
44- Her kim inkâr ederse, inkârı kendi
aleyhinedir. Kim de salih amel işlerse, onlar kendileri için rahat bir yer
hazırlamış olurlar.
45- Çünkü O, iman edip salih amel işleyenlere
lütfundan mükafat verecektir. Çünkü O, kâfirleri sevmez.
46- Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi,
size rahmetinden tattırması, emriyle gemilerin akıp gitmesi ve lütfundan rızık
isteyip kazanmanız O'nun âyetlerindendir. Hem gerek ki şükredesiniz.
47- Andolsun ki biz, senden önce birçok
peygamberleri kavimlerine gönderdik de, onlara apaçık delillerle vardılar. Onun
üzerine günah işleyenlerden intikam aldık. Müminlere yardım ise, bizim
nezdimizde bir hak oldu.
48- Allah O'dur ki, rüzgarları gönderir de
bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça
parça da eder. Derken yağmuru görürsün, aralarından çıkar. Derken onu
kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri güler.
49- Halbuki onlar, daha önce üzerlerine
yağmur indirilmeden evvel ümidi kesmişlerdi.
50- Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine!
yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri
diriltir. O her şeye kâdirdir.
51- Andolsun ki biz, bir rüzgâr göndersek de
onu (rahmetin eseri olan ekini) sararmış görseler, mutlaka onun arkasından nankörlüğe
başlarlar.
52- Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O
daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
53- Körleri de sapıklıklarından hidayete
getiremezsin. Sen ancak âyetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar
müslüman olur, selâmeti bulurlar.
54- Allah O'dur ki, sizi güçsüz olarak
yaratır, sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından
yine güçsüzlüğe ve ihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, her şeyi
bilir, her şeye gücü yeter.
55- Kıyamet kopacağı gün günahkarlar dünyada
bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar önceden de böyle haktan
çevriliyorlardı.
56- Kendilerine ilim ve iman verilenler de
şöyle diyecekler: "Andolsun ki, Allah'ın kitabında takdir edilmiş olan
tekrar dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür. Fakat siz bunu
bilmiyordunuz.
57- Artık o gün zulmedenlere mazeretleri
fayda vermeyecektir. Onların dertlerinin çaresine de bakılmayacaktır.
58- Andolsun ki, biz insanlar için bu
Kur'ân'da her türlü meselden örnekler getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara
başka bir âyet de getirsen o kâfirler yine: "Siz yalancılardan
(uydurduğunuz sözü Allah'a nispet edenlerden) başkası değilsiniz."
diyeceklerdir.
59- İşte bilmeyenlerin kalblerini Allah böyle
mühürler.
60- Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vaadi
mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.


İndeks
AnaSayfa