Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
38-SAD:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Sâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak!
2- O inkâr edenler bir gurur ve ayrılık
içindedirler.
3- Kendilerinden önce nicelerini helak ettik.
Onlar çağrıştılar. Ama artık kurtuluş vakti değildi.
4- İçlerinden kendilerine uyarıcı bir
peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler: "Bu bir sihirbazdır,
yalancıdır" dediler.
5- "İlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu
gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf!"
6- İçlerinden ileri gelenler fırladılar ve
dediler ki: "İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten arzu
edilen bir murad!"
7- "Biz bunu başka bir dinde işitmedik,
bu mutlaka bir uydurmadır."
8- "Kur'ân aramızdan ona mı
indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku
içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.
9- Yoksa sana o Kur'ân'ı veren çok güçlü ve
ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı?
10- Yoksa bütün o göklerin, yerin ve
aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise bütün imkanlarını seferber ederek yükselsinler
de görelim!
11- Onlar burada çeşitli partilerden
(gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur.
12- Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve
saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı.
13- Semûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler
(Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır.
14- Hepsi de gönderilen peygamberleri
yalanladılar da azabım böyle hak oldu.
15- Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar.
Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.
16- Bir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden
önce bizim azabdan payımızı acele ver" dediler.
17- Şimdi sen onların dediklerine sabret de
kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.
18- Biz, dağları onun emrine vermiştik.
Akşam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.
19- Kuşları da toplu olarak onun emrine
vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
20- Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve
kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.
21- Bir de davacıların kıssası geldi mi sana?
Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
22- Davud'un yanına giriverdiler de onlardan
telaşe düştü. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız. Birimiz,
birimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver ve aşırı gitme de
bizi doğru yolun ortasına çıkar.
23- Biri: "İşte bu benim kardeşim. Onun
doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken:
Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi" diye anlattı.
24- Davud dedi ki: "Doğrusu senin bir
koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir
cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak
iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az." Davud,
bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi,
rüku
ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a
yöneldi.
25- Biz de o zannettiği şeyi kendisine
bağışladık. Şüphesiz yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri
vardır.
26- Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde
bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya
uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap
gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli bir azab vardır.
27- Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz
boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan
kâfirlerin haline!
28- Yoksa, iman edip de salih amel
işleyenleri biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva
sahiplerini azgın günahkarlar gibi yapar mıyız?
29- Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir
kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret
alsınlar.
30- Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik.
Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi.
31- Hani kendisine bir zaman akşam üstü iyi
cins ve rahvan atlar gösterilmişti.
32- "Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi
anmaktan ötürü tercih ettim." Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi.
33- "Geri getirin onları bana!"
dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.
34- Andolsun ki Süleyman'ı imtihan da ettik
ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline
döndü.
35- Süleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla
ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz,
bütün dilekleri veren sensin." dedi.
36- Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine
verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.
37- Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.
38- Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı
olarak (Onun emrine verdik).
39- "İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık
sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin"
dedik.
40- Şüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık
ve güzel bir makam vardır.
41- Kulumuz Eyyub'u da an. Bir zaman o,
Rabbine şöyle nida etmişti: "Meşakkat ve acı ile bana şeytan
dokundu."
42- (Biz ona): "Ayağını yere vur! İşte
sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.
43- Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde
bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri
için bir ibret olsun.
44- (Bir de dedik ki): "Eline bir demet
al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu
sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.
45- Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u
da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler.
46- Çünkü biz onları temiz bir hasletle,
hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.
47- Çünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en
hayırlı kimselerdendir.
48- İsmail'i, Elyasa'yı, Zü'l-Kifl'i de an. Hepsi
de en hayırlı kimselerdendir.
49- İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan
müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır.
50- Bütün kapıları kendilerine açılmış olan
Adn cennetleri vardır.
51- İçlerine kurularak orada birçok yemişle,
bambaşka bir içki isteyeceklerdir.
52- Yanlarında da bakışları yalnız kocalarına
dönük hep aynı yaşta dilberler vardır.
53- O hesap günü için size vaad edilen işte
budur.
54- İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona
hiç tükenmek yoktur.
55- Bu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de
fena bir gelecek vardır.
56- Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne
çirkin döşektir.
57- İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su
ve irindir.
58- Ve o şekilden çifter çifter tadacakları
diğer acılar da vardır.
59- İşte şunlar da sizin peşinize
düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar.
60- (Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki:
"Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz.
Bakın o ne kötü yatak!"
61- "Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim
edenin ateşteki azabını kat kat artır" derler.
62- Bir de derler ki: "Kötülerden
saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz?"
63- "Onları eğlence yerine tutmuştuk ha!
Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı?"
64- Şüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin
birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.
65- De ki: "Ben ancak korkuyu haber
veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan başka tanrı da
yoktur."
66- "O, göklerin, yerin ve ikisi
arasındakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır."
67- De ki: "Bu, bir büyük
haberdir."
68- "Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
69- "Münakaşa ederlerken, benim melekler
yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi?"
70- "Ancak ben açıktan açığa korkutmakla
görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."
71- Hani Rabbin meleklere demişti ki:
"Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."
72- "Onu tesviye edip, düzeltip de
ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."
73- Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan
secde ettiler.
74- Yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve
kâfirlerden oldu.
75- Allah: "Ey İblis! O benim kudretimle
yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek
derecelerde bulunanlardan mı oldun?" dedi.
76- İblis dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım.
Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
77- Allah: "Hemen çık oradan, artık sen
kovuldun."
78- "Ve elbette lanetim ceza gününe
kadar senin üzerindedir." buyurdu.
79- İblis: "Ya Rab! O halde insanların
diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.
80, 81- Allah: "Haydi belirli bir vakte
kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
82- İblis: "Öyle ise izzet ve şerefine
yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım."
83- "Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş
has kulların müstesna" dedi.
84- Allah buyurdu ki: "O doğru, ben hep
doğruyu söylerim."
85- "Andolsun ki, cehennemi mutlaka
senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracağım."
86- Ey Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a
karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif
etmiyorum. "
87- "O Kur'ân, bütün âlemler için bir
zikir, bir öğüttür. "
88- "Herhalde onun haberini bir zaman
sonra bileceksiniz."


İndeks
AnaSayfa