Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
37-SAFFAT:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Andolsun o saf bağlayıp duranlara.
2- O haykırıp da sürenlere.
3- Ve o yolda zikir okuyanlara.
4- Ki sizin ilâhınız birdir.
5- O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin
Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir.
6- Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü)
bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
7- Onu her inatçı şeytandan koruduk.
8- Onlar yüksek (melekler) topluluğunu
dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar.
9- Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası
kesilmez bir azab vardır.
10- Ancak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu
da yakıcı bir alev takip eder.
11- Şimdi onlara sor: "Yaradılışça
kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz
onları cıvık bir çamurdan yarattık.
12- Fakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar
(seninle) eğleniyorlar.
13- Kendilerine hatırlatıldığında da
düşünmüyorlar.
14- Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye
alıyorlar.
15- Ve diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden
başka bir şey değildir."
16- "Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın
kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?"
17- "Önceki atalarımız da mı?.."
18- De ki: "Evet, hem de sizler çok
aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)."
19- Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir
kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir.
20- "Eyvah bizlere! İşte bu hesap
günüdür." derler.
21- (Onlara): "İşte bu, sizin
yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir.
22, 23- Toplayın mahşere o zulmedenleri,
eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları
sırata (cehennem köprüsüne) doğru.
24- Ve durdurun onları, çünkü sorguya
çekilecekler.
25- (Onlara): "Ne oldu sizlere de
yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir.)
26- Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.
27- Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar.
28- Onlar: "Siz bize (uğurlu görünerek)
sağdan gelir dururdunuz" derler.
29- (İleri gelenler de) derler ki:
"Hayır, siz inanmamıştınız."
30- "Bizim de size karşı bir gücümüz
yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz."
31- "Onun için üzerimize Rabbimizin azab
sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız."
32- "Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü
biz azgındık."
33- O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar.
34- İşte biz günahkarlara böyle yaparız.
35- Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan
başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı.
36- Ve: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair
için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı.
37- Hayır o, hak ile geldi ve bütün
peygamberleri tasdik etti.
38- Elbette siz o acı azabı tadacaksınız.
39- Bununla beraber başka değil, hep
yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.
40- Sadece Allah'ın ihlaslı kulları
müstesnadır.
41- İşte onlar için belli bir rızık vardır.
42, 43- Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde
onlara hep ikram edilir.
44- (Onlar) Karşılıklı tahtlar
üzerindedirler.
45, 46- İçenlere lezzet veren, pınardan
doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.
47- Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de
sarhoşluk verir.
48- Yanlarında iri gözlü, bakışlarını
kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır.
49- Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta
gibidirler.
50- Derken birbirine dönüp sorarlar:
51- İçlerinden bir sözcü der ki:
"Gerçekten benim bir arkadaşım vardı."
52- Derdi ki: "Sen gerçekten
inananlardan mısın?"
53- "Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın
kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?"
54- "Siz onu tanır mısınız?" der.
55- Derken bakınır ve onu cehennemin ta
ortasında görür.
56- Ona şöyle der: "Allah'a yemin ederim
ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin."
57- "Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de
bu tutuklananlardan olacaktım."
58, 59- "Nasılmış bak. Biz ilk
ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak
mıymışız?
60- İşte bu büyük kurtuluştur.
61- Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için
çalışsınlar.
62- Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için,
yoksa zakkum ağacı mı?
63- Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne
(imtihan) yaptık.
64- O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde
çıkar.
65- Tomurcukları şeytanların başları gibidir.
66- Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de
karınlarını bundan dolduracaklardır.
67- Sonra üzerine onlar için kaynar bir
içecek vardır.
68- Sonra da dönecekleri yer, şüphesiz
cehennemdir.
69- Çünkü onlar, atalarını sapıklıkta
buldular.
70- Şimdi de kendileri onların izlerinde
koşturuyorlar.
71- Andolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu
sapıklıkta idiler.
72- Gerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı
peygamberler de gönderdik.
73- Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl
oldu?
74- Ancak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları
başka.
75- Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti
de biz de ne güzel kabul etmiştik.
76- Biz hem onu, hem ailesini o büyük
sıkıntıdan kurtardık.
77- Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık.
78- Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir
namını bıraktık.
79- Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun.
80- İşte biz iyilik yapanları böyle
mükafatlandırırız.
81- Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
82- Sonra diğerlerini suda boğduk.
83- Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.
84- Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile
gelmişti.
85- O babasına ve kavmine şöyle demişti:
"Siz nelere tapıyorsunuz?"
86- "Yalancılık etmek için mi Allah'tan
başka ilâhlar istiyorsunuz?"
87- "Siz âlemlerin Rabbini ne
zannediyorsunuz?"
88, 89- Derken yıldızlara bir baktı da:
"Ben gerçekten hastayım" dedi.
90- O zaman arkalarını dönerek başından
kaçışıverdiler.
91- Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına
vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.
92- (Cevap vermediklerini görünce de):
"Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi).
93- Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli
bir darbe indirdi.
94- Bunun üzerine birbirlerine girerek ona
yürüdüler.
95- İbrahim dedi ki: "A, siz kendi
yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"
96- "Halbuki sizi de yaptıklarınızı da
Allah yaratmıştır."
97- Onlar: "Haydin onun için bir yapı
yapın da onu ateşe atın." dediler.
98- Böylece ona bir tuzak kurmak istediler.
Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.
99- Bir de dedi ki: "Ben Rabbime
gidiyorum, o bana yolunu gösterir."
100- "Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir
oğul) ihsan et!"
101- Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul
müjdeledik.
102- Oğlu, yanında koşacak çağa gelince:
"Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne
düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap,
inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
103- Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a
teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.
104- Biz de ona şöyle seslendik: "Ey
İbrahim! "
105- "Rüyana gerçekten sadakat
gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
106- "Şüphesiz ki bu apaçık bir
imtihandı." (dedik)
107- Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
108- Kendisine sonradan gelenler içinde iyi
bir nâm bıraktık.
109- Selam olsun İbrahim'e...
110- İşte biz iyilik yapanları böyle
mükafatlandırırız.
111- Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
112- Ona bir de salihlerden bir peygamber
olmak üzere İshak'ı müjdeledik.
113- Hem ona hem İshak'a bereketler verdik.
Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine
zulmedenler var.
114- Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da
nimetler verdik.
115- Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük
sıkıntıdan kurtardık.
116- Hem yardım ettik onlara da, galip
gelenler onlar oldular.
117- Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı)
verdik.
118- Kendilerini doğru yola çıkardık.
119- Sonrakiler içinde onlara iyi bir nam
bıraktık:
120- Selam olsun, Musa ile Harun'a.
121- İşte biz iyilik yapanları böyle
mükafatlandırırız.
122- Çünkü onların ikisi de bizim mümin
kullarımızdandı.
123- Şüphesiz İlyas da gönderilen
peygamberlerdendir.
124,125,126- Hani o kavmine: "Siz
Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha
önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e"
(Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.
127- Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden
onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.
128- Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.
129- Ona da sonrakiler içinde şunu bıraktık:
130- Selam olsun İlyâsîn'e .
131- İşte biz iyilik yapanları böyle
mükafatlandırırız.
132- Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
133- Şüphesiz Lût da gönderilen
peygamberlerdendir.
134- Hani biz onu ve ailesinin tamamını
kurtarmıştık.
135- Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan
yaşlı bir kadın hariç.
136- Sonra diğerlerini helak etmiştik.
137, 138- Ve siz elbette sabahleyin ve
geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez
misiniz?
139- Şüphesiz Yunus da gönderilen
peygamberlerdendir.
140- Hani o bir zaman dolu bir gemiye
kaçmıştı.
141- (Oradakilerle) kur'a çekmiş de
kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu.
142- Derken (denize atılmış ve) kendisini
balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu.
143, 144- Eğer çok tesbih edenlerden
olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
145- Biz onu hasta bir halde bir alana
çıkardık.
146- Üzerine kabak cinsinden bir ağaç
bitirdik.
147- Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok
insana peygamber olarak gönderdik.
148- O zaman ona iman ettiler de biz onları
bir zamana kadar yaşattık.
149- Şimdi sor o seninkilere: Kızlar,
Rabbinin de, oğlanlar onların mı?
150- Yoksa biz melekleri dişi yaratmışız da
onlar şahit mi bulunuyorlarmış?
151, 152- Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları
iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar,
yalancıdırlar.
153- (Allah) kızları oğullara tercih mi
etmiş?
154- Size ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz?
155- Hiç düşünmüyor musunuz?
156- Yoksa sizin için açık bir delil mi var?
157- O halde, eğer doğru söylüyorsanız
getirin kitabınızı.
158- Onlar, Allah ile cinler arasında bir
neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o
yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir.
159- Allah, onların yakıştırdıkları vasıflardan
münezzeh ve yücedir.
160- Fakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları
başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar).
161, 162, 163- Çünkü siz ve taptıklarınız,
kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp,
saptıramazsınız.
164, 165, 166- (Melekler): "Bizden her
birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o
tesbih edenler, biziz!" derler.
167, 168, 169- (Müşrikler) şöyle diyorlardı:
"Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de
Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk."
170- Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama
ilerde bileceklerdir.
171, 172, 173- Andolsun ki peygamberlikle
gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya,
elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip
geleceklerdir."
174- Onun için sen, bir süreye kadar onlardan
yüz çevir.
175- Onlara (inecek azabı) gözetle .Yakında
onlar da göreceklerdir.
176- Ya şimdi onlar, bizim azabımıza
uğramakta acele mi ediyorlar?
177- Fakat (azabımız) onların sahasına indiği
zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür!
177- Fakat (azabımız) onların sahasına indiği
zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür!
178- Yine sen, bir süreye kadar onlardan yüz
çevir.
179- (İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da
göreceklerdir.
180- Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin,
onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.
181- Gönderilen bütün peygamberlere selam
olsun.
182-Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.


İndeks
AnaSayfa