Artık Kuran-ı Kerim size bir tık uzaklıkta…
İndeks AnaSayfa
ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR MEALİ
39-ZÜMER:
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1- Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan
Allah tarafındandır.
2- Emin ol, biz sana kitabı hakkıyla
indirdik. Onun için dini yalnız kendisine halis kılarak Allah'a ibadet ve
kulluk et.
3- İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır.
O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara
sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe
yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü
verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.
4- Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi,
elbette yaratacağından, dileyeceğini seçecekti. Ama o bundan münezzehtir. O,
tek ve kahredici olan Allah'tır.
5- O, gökleri ve yeri hak ile yarattı, geceyi
gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Güneşi ve ay'ı
emrine âmade kılmış,
her biri belli bir süreye kadar akıp
gitmektedir. İyi bil ki, çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan ancak O'dur.
6- O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra
onun eşini de ondan var etti. Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift
indirdi. Sizi analarınızın karınlarında üç karanlık içinde yaratılıştan
yaratılışa yaratıp duruyor. İşte Rabbiniz Allah O'dur. Mülk O'nundur, O'ndan
başka tanrı yoktur. O halde nasıl haktan çevrilirsiniz?
7- Eğer inkâr ederseniz, şüphe yok ki
Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları hesabına küfre razı
olmaz. Eğer şükrederseniz sizin hesabınıza ona razı olur. Hiçbir günahkar da
diğerinin günahını çekecek değildir. Sonra dönüşünüz, Rabbinizedir. O vakit, O
size bütün yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü O, bütün kalplerin özünü
bilir.
8- İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün
gönlünü vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet
lütfettiği zaman da önceden O'na dua ettiği hali unutur da, yolundan sapıtmak
için Allah'a ortaklar koşmaya başlar. Ey Muhammed! De ki: "Küfrünle biraz
zevk et, çünkü sen, o ateşliklerdensin."
9- Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye
kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve
Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: "Hiç bilenlerle
bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar.
10- Ey Muhammed! Tarafımdan söyle: "Ey
iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada güzellik yapanlara bir
güzellik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere mükafatları
hesapsız ödenecektir."
11- De ki: "Bana, dini sadece kendisine
halis kılarak Allah'a ibadet etmem emredildi."
12- "Hem O'nun birliğine teslim olan
müslümanların ilki olmam da bana emredildi."
13- De ki: "Eğer Rabbime isyan edersem,
büyük bir günün azabından korkarım."
14- De ki: "Ben dinimi kendisine halis
kılarak yalnız Allah'a kulluk ederim."
15- "Siz de O'ndan başka dilediğinize
kul olun." De ki: "Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerine ve
mensuplarına ziyan edenlerdir. Evet, işte asıl açık hüsran budur."
16- Onların üstlerinde ateşten tabakalar,
altlarında yine ateşten tabakalar vardır. İşte Allah, kullarını bundan
korkutuyor, "Ey kullarım! benden korkun." (diyor).
17- Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da
tam gönülle Allah'a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjdele
kullarımı.
18- O kullarımı ki, onlar sözü dinlerler,
sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidayet verdiği
kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır.
19- Ya üzerine azab kelimesi hak olmuş kimse
de mi (böyledir)? Artık o ateşteki kimseyi sen mi çıkaracaksın?
20- Fakat o Rablerine sığınarak korunanlar
için altlarından ırmaklar akan, üzerlerinden şehnişinler yapılmış, şehnişinli
(balkonlu) köşkler vardır. Bu, Allah'ın vaadidir. Allah vaadinden caymaz.
21- Allah'ın gökten bir su indirip de onu bir
yoluyla yeryüzündeki menbalara koyduğunu görmedin mi? Sonra onunla türlü
renklerde bir ekin çıkarır, sonra onun olgunlaşıp sarardığını görürsün. Sonra
da onu bir çöpe çevirir. Elbette bunda temiz akıllılar için bir ihtar vardır.
22- Allah, kimin bağrını İslâm'a açmış ise
işte o, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? Artık Allah'ın zikri hususunda
kalpleri katılaşmış olanların vay haline! İşte bunlar, apaçık bir sapıklık
içindedirler.
23- Allah, kelamın en güzelini ikizli,
ahenkli bir kitap olarak indirdi.(1)
Ondan Rablerine saygısı olanların derileri
ürperir. Sonra derileri de, kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu
Allah'ın rehberidir. Allah, onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Her kimi de
Allah şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.
24- O halde kıyamet günü zalimlere:
"Tadın bakalım kazanıp durduklarınızı!" denilirken, o kötü azabdan
yüzü ile korunacak kimse ne olur?(1)
25- Onlardan öncekiler de yalanladılar da
kendilerine, hatırlarına gelmez yönden azab geliverdi.
26- Allah, onlara dünya hayatında zilleti
tattırdı. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
27- Yemin ederim ki, bu Kur'ân'da insanlar
için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler.
28- Pürüzsüz Arapça bir Kur'ân (indirdik ki,
Allah'ın azabından) korunsunlar.
29- Allah, şöyle bir misal vermiştir: Bir
adam ve birtakım ortakları var, hırçın hırçın çekişip duruyorlar. Bir de yalnız
bir kişiye bağlı selamet içinde olan bir adam var. Bu ikisinin hali hiç bir
olur mu? Hamd Allah'ındır, fakat pek çokları bilmezler.
30- Sen elbette öleceksin, onlar da elbette
öleceklerdir.
31- Sonra siz muhakkak kıyamet gününde
Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olacaksınız.
32- Allah'a karşı yalan söyleyen ve doğru
kendisine geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim (daha haksız) kim
olabilir? Kâfirlerin yeri cehennemde değil midir?
33- Doğruyu getiren ve onu tasdik edene
gelince, işte onlar kötülükten korunan müttakilerdir.
34- Onlara, Rablerinin yanında ne dilerlerse
vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.
35- Çünkü Allah, onların önceden yaptıkları
amelin en kötüsünü bile keffaretle örtüp, işlemekte bulundukları güzel
amellerin en güzeline göre mükafatlarını kendilerine verecektir.
36- Allah, kuluna kâfi değil midir? Durmuşlar
da seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Her kimi ki Allah şaşırtırsa, artık
ona hidayet edecek yoktur.
37- Her kime de Allah hidayet verirse artık
onu da şaşırtacak yoktur. Allah aziz (çok güçlü) ve intikam sahibi değil midir?
38- Andolsun ki onlara: "O gökleri ve
yeri kim yarattı?" diye soracak olsan: "Elbette Allah!"
diyeceklerdir. O halde gördünüz ya Allah'tan başka çağırdıklarınızı! Eğer Allah
bana bir zarar vermek isterse, onlar O'nun zararını giderebilirler mi? Yahut
bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi? De ki: "Allah,
bana yeter." Tevekkül edenler, hep O'na dayanırlar.
39- De ki: "Ey kavmim! Haliniz üzere
çalışın. Ben de kendi halime göre çalışıyorum. Artık ileride
bileceksiniz."
40- "Kendisini rezil edecek azabın kime
geleceğini ve sürekli bir azabın kimin üzerine konacağını."
41- Biz bu kitabı sana, insanlar için hak ile
indirdik. O halde kim doğru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sırf
kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerine vekil değilsin.
42- Allah, o canları öldükleri zaman,
ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini
alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki
bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.
43- Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi
edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl
erdiremezlerse de mi (böyle yapacaksınız)?"
44- De ki: "Bütün şefaat Allah'ındır.
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na
götürüleceksiniz."
45- Böyle iken, Allah bir olarak anıldığı
zaman ahirete inanmayanların yürekleri burkulur da, O'ndan başkaları anıldığı
zaman derhal yüzleri güler.
46- De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan,
görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'ım! Kulların arasında, o ihtilaf edip
durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin."
47- Eğer bütün yeryüzündekiler ve bir o
kadarı da beraber o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü azabın kötülüğünden
kurtulmak için onu mutlaka feda ederlerdi. Ancak ne var ki, hiç hesaba
katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılır.
48- Öyle ki, yaptıkları amellerin kötülükleri
karşılarına çıkmış ve alay edip durdukları şeyler, kendilerini sarmıştır.
49- Fakat insana bir sıkıntı dokunuverince
bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da:
"O bana bir bilgi üzerine verildi." der. Belki bu bir imtihandır,
fakat pek çokları bilmezler.
50- Onu, bunlardan öncekiler de söyledi.
Fakat o kazandıkları, kendilerini kurtarmadı.
51- Neticede kazandıklarının kötülükleri,
başlarına geçti. Şunlardan o zulmedenlerin de kazandıkları kötülükleri
başlarına geçecektir. Onlar da bunu atlatacak değillerdir.
52- Hâlâ bilmediler mi ki; Allah, rızkı
dilediğine açar ve kısar. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için nice
ibretler vardır.
53- De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine
karşı israf etmiş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü
Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok
merhamet edicidir."
54- Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azab
gelmeden önce tevbe ile Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun. Sonra
kurtulamazsınız.
55- Haberiniz olmayarak ansızın başınıza azab
gelmeden önce (halis müslüman olun da) Rabbinizden size indirilenin en güzelini
takib ve tatbik edin.
56- (O günden sakının ki günahkar) nefis
şöyle diyecektir: "Allah'ın
yanında yaptığım kusurlardan dolayı yazık
bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim."
57- Yahut şöyle diyecektir: "Allah bana
doğru yolu gösterseydi, her halde ben müttakilerden olurdum."
58- Veya azabı gördüğü zaman şöyle
diyecektir: "Bana bir geri dönüş olsaydı da ben de o iyilik yapanlardan
olsaydım."
59- (Ona): "Hayır sana âyetlerim geldi
de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kâfirlerden oldun." (denir.)
60- Hem o kıyamet günü görürsün ki, Allah'a
karşı yalan söyleyenlerin yüzleri kararmıştır. Kibirlenenlerin yeri cehennem
değil mi?
61- Kötülükten sakınan müttakileri ise Allah
başarılarından dolayı kurtuluşa çıkarır. Onlara fenalık dokunmaz ve onlar
üzülecek de değillerdir.
62- Allah, her şeyin yaratıcısıdır. Her şey
üzerine vekil de O'dur.
63- Bütün göklerin ve yerin kilitleri
O'nundur. Allah'ın âyetlerini inkâr edenlere gelince, işte onlar, kendilerine
yazık edenlerdir.
64- De ki: "Ey cahiller! Şimdi bana o
Allah'tan başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?"
65- Andolsun ki, sana da, senden öncekilere
de şu vahyedildi: "Yemin ederim ki, eğer şirk koşarsan bütün çalışmaların
boşa gider ve mutlaka kendine yazık edenlerden olursun."
66- Hayır, onun için yalnız Allah'a kulluk et
ve şükredenlerden ol.
67- Allah'ı hakkıyla takdir edemediler.
Halbuki bütün yer kıyamet günü O'nun avucundadır. Gökler de kudretiyle
dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve çok yüksektir.
68- Ve sûra üflenmiştir. Göklerde kim var,
yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Sonra
ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır.
69- Yer, Rabbinin nuru ile parlamıştır. Kitap
konmuş, peygamberler ve şahitler getirilmiş ve aralarında hak ile hüküm
verilmektedir. Hem onlara hiç haksızlık yapılmaz.
70- Herkese ne amel yaptıysa karşılığı tam
olarak ödenmiştir. O (Allah), onların yaptıklarını en iyi şekilde bilmektedir.
71- İnkâr edenler bölük bölük cehenneme
sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardıklarında kapıları açılır ve bekçileri
onlara: "İçinizden size Rabbinizin âyetlerini okuyan, bu gününüzle
karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" derler. Onlar
da: "Evet geldi" derler. Fakat kâfirler üzerine azab kelimesi hak
oldu.
72- (Onlara): "Ebedî olarak içinde
kalmak üzere girin cehennemin kapılarından" denir. Bak, büyüklük
taslayanların yeri ne kötüdür!
73- Rablerinden korkanlar da bölük bölük
cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve
bekçileri onlara: "Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak
üzere haydi girin oraya!" derler.
74- Onlar da: "Hamdolsun o Allah'a ki,
bize vaadini doğru çıkardı ve bizi cennet arzına varis kıldı. Cennette
istediğimiz yerde oturuyoruz" derler. Bak ne güzeldir mükafatı o iyi amel
işleyenlerin!
75-Meleklerin de arşın etrafını kuşatarak,
Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Artık halk arasında hak ile
hüküm icra edilip "âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun" denilmektedir.


İndeks
AnaSayfa